Bayburtlu İRŞADİ BABA

Şair. Bayburt’un Oruçbeyli köyünde dünyaya gelmiştir. İrşâdî Baba almış olduğu Arapça ve Farsça eğitimin yanında tasavvufi yönden de kendini çok iyi bir şekilde yetiştirmiştir. Dedesi Büyük İrşâdî’nin bitiremediği “Kısası Enbiya” (Peygamberler Tarihi) manzum eserini tamamlamıştır.
Ağlar Baba günün birkaç saati dışında bütün zamanını ibadetle geçirmiştir. Mahdumu Ahmet Baba Hazretleri'nin anlattıklarına göre Ağlar Baba'nın zahirde herhangi bir mürşidi yoktur. Yattığında bütün vücudu ile tevhid çekmeye başladığını ve 13 yıl sürekli ağladığını yine Ahmet Baba Hazretleri söylemektedir. Yine bir şiirinde "Aşk-ı Rabbanî’ye düşer gözyaşı döken kişi" demektedir. İçindeki öteler buudlu aşk ve bu aşkın gözyaşlarında tecellisi ile Ağlar Baba olarak anıla gelmiştir. Şair, şiirlerinde de bu mahlası kullanmaktadır.
Ağlar Baba dünyada iken dünya namına her şeyin künhüne ermenin çok ötesinde, öteler ötesinin daha da ötesine sözcüklere sığdırılamayacak sırlara vakıf olmuştur. O Bayburt'un az bulunur manevî dinamiklerinden biri olarak sırrın tarihine damgasını vurmuş, her gönülde yer edinmiştir.
Ağlar Baba dedesi İrşâdî Baba'nın yarıda bıraktığı Kısas-ül Enbiya (Peygamberlerin Kıssaları) isimli eseri tamamlamıştır. Miftah-ul Kulûb, İnna Enzelna Suresinin Tefsiri diğer eserleridir.
Ağlar Baba'nın şiirlerinin bir araya getirildiği çeşitli kitaplar bulunmakla beraber, bazı şiirleri de dergilerde yayınlanmıştır.
Şiirlerinde İrşâdî, Ağlar Baba, Ağlar Gülmez ve Bâkî mâhlaslarını kullanmıştır. Ağlar Baba'nın şiirlerinde tasavvufî coşku had safhayı çoktan aşmış, dünyaüstü bir derinliğe ulaşmıştır. Onun her şiiri bir irşâd soluğu niteliğindedir. Devrinin samimi söyleyiş tarzına sahip şairlerindendir. Ağlar Baba'nın şiirleri ayetlerle iç içedir. Birçok şiirindeki esin ayetlerle süslenmekte ve daha bir etkileyicilik kazanmaktadır.
Şiirlerinde bütün bir İslâmî kültür bulunmakla beraber, acziyet ve mahviyet onu ziyadesiyle etkileyen bir temadır. "Seyrettim âlemin nokta harfini" dizesiyle başlayan şiiri bunu açıkça göstermektedir. O içindeki sonsuz aşkı ve gücü bütün her şeyi yaratan yüce Allah'tan almıştır. O'nun nurunda yok olmuş ve onun nurunda hayat bulmuştur. Bütün varlığını ve öz kul oluşunu o sürekli ağlaması ve cezbesi ile O'na borçludur. O'na teslim olmuş, O'nun aşkıyla yanmıştır. Her zaman O'nda olmak istemiş ve O'nda bulunmak uğruna, hep onda yaşamak adına her türlü meşakkate râzı olduğunu " Tek bulayım Mevlâ'm seni" şiirinde dile getirmiştir.