![]() | |
| | ||
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Hayatı ![]() İlk Gençlik Yılları [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] 'te [For Members][Üye Özel] 'de doğdu. Kardeşi, oyuncu [For Members][Üye Özel] 'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü [For Members][Üye Özel] 'de, kalanını ise babasının mesleği dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. [For Members][Üye Özel] birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı [For Members][Üye Özel] şiirleriyle yakalanmasıyla [For Members][Üye Özel] Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı, iki ay hapis yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. [For Members][Üye Özel] kararıyla, [For Members][Üye Özel] yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve [For Members][Üye Özel] 'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı [For Members][Üye Özel] 'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle pek çok ünlü şairi geride bırakarak ikincilik ödülünü aldı. [For Members][Üye Özel] 'ta mezun oldu. [For Members][Üye Özel] 'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında [For Members][Üye Özel] ve [For Members][Üye Özel] gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. [For Members][Üye Özel] 'de ilk şiir kitabı [For Members][Üye Özel] 'ı kendi imkânlarıyla çıkardı. Paris Yılları [For Members][Üye Özel] yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez [For Members][Üye Özel] 'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Bir kaç kez gözaltına alındı. İstanbul - Paris - İzmir Üçgeni [For Members][Üye Özel] yılında [For Members][Üye Özel] gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. [For Members][Üye Özel] 'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve [For Members][Üye Özel] öğrendiği yıllardır. [For Members][Üye Özel] 'li yılları [For Members][Üye Özel] - [For Members][Üye Özel] - [For Members][Üye Özel] üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, [For Members][Üye Özel] 'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar. Sanatta Çok Yönlülük [For Members][Üye Özel] 'de gittiği [For Members][Üye Özel] 'da askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Onbeşe yakın senaryoya [For Members][Üye Özel] adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, [For Members][Üye Özel] 'ta Paris'e geri döndü. [For Members][Üye Özel] geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın [For Members][Üye Özel] dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve [For Members][Üye Özel] dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. [For Members][Üye Özel] 'de evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a Dönüş [For Members][Üye Özel] 'te [For Members][Üye Özel] 'nin danışmanlığını üstlenerek [For Members][Üye Özel] 'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. [For Members][Üye Özel] 'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra [For Members][Üye Özel] 'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni [For Members][Üye Özel] ([For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] - [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] ) ve [For Members][Üye Özel] ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, [For Members][Üye Özel] -[For Members][Üye Özel] yılları arasında [For Members][Üye Özel] gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından [For Members][Üye Özel] yılına kadar köşe yazılarını [For Members][Üye Özel] 'nde sürdürdü. [For Members][Üye Özel] 'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul, İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde irdeliyordu. Hazırlık ve Arayış Dönemi Romanda 'hazırlık ve arayış dönemi' diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı [For Members][Üye Özel] ve [For Members][Üye Özel] 'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve anti-komünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda önyargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için bakın neler diyor:" Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk Dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci [For Members][Üye Özel] ile başlar. [For Members][Üye Özel] 'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; [For Members][Üye Özel] 'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir- ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. [For Members][Üye Özel] , [For Members][Üye Özel] , [For Members][Üye Özel] , [For Members][Üye Özel] , [For Members][Üye Özel] , [For Members][Üye Özel] ve [For Members][Üye Özel] bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşebaşlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden herbiri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Politik Araştırma ve Düşünceleri Attilâ İlhan, vefatından önceki son yıllarını tarih araştırmalarına vermişti. Kendisine, [For Members][Üye Özel] 'ün eşsiz bulduğu dehasını herkesle paylaşma misyonunu edinmiş, Türkiye'nin yakın tarihi hakkında düşündüklerini çoğunlukla belgelere dayandırarak televizyon ekranından topluma seslenme gereği duymuştu. [For Members][Üye Özel] yıllarının hangi şartlarda kazanıldığından ve o dönemin olağanüstü ruh halinden devamlı bahseder, Türkiye'nin olası bir [For Members][Üye Özel] (AB) üyeliğinde egemenliğini AB Devletleri ile paylaşacak olmasına ise şiddetle karşı çıkardı. Batılı devletlerin dostları değil, sadece çıkarları olabileceğini söyler, onların sömürgecilik anlayışlarını hemen her platformda tarih ve belgeleri ile vererek eleştirmekten çekinmezdi. [For Members][Üye Özel] 'nun dağılmasına giden süreçte [For Members][Üye Özel] 'nın çok büyük bir darbe olduğunu düşünür, bu tarihten sonra Osmanlı'nın çözülmesinin hızlandığını söylerdi. [For Members][Üye Özel] 'in bilgisi, dehası, yaptığı hareketlerde toplumu hep arkasına alması (teşkilatçılığı) ve yaptığı devrimlere olan hayranlığını her platformda vurgulayan Attilâ İlhan; onun, yaptığı devrimlerde Fransa'yı örnek almasına rağmen Avrupa devletleri ile kurduğu mesafeli ilişkileri her zaman övmekten geri durmadı. Gâzi'nin ölümünden sonra [For Members][Üye Özel] 'nün batı yanlısı kararlarını ise her zaman eleştirdi. Günümüz aydınlarının çoğunun batı yanlı duruşları olduğunu söyleyip onları halkı tanımamakla eleştirir, eski halkla bütünleşmiş ve millet çıkarları için hareket eden aydın tiplerinin artık yok olma aşamasına geldiğini söylerdi. Üniversite öğrencilerince yapılan eylemlerin bir hedefe varamayacağını, çünkü öğrencilerin iktisadiî üretimde rol almadıklarını söyler, [For Members][Üye Özel] 'nin işçi sınıfı tarafından yapıldığından dem vururdu. Türkiye'de işçi sınıfını temsil eden bir siyasî partinin bulunmadığını, bunun gerçek demokrasinin önünde engel olduğunu söyler ama böyle bir partinin bir gün kurulacağını düşünürdü. Halka rağmen yapılacak olan hiçbir şeyin uzun süreli olamayacağını ise her zaman tekrarlamaktan geri durmadı. Anlattığı veya yazdığı olaylara hakim olması, kimsenin kişiliğine saldırmamaya özen göstermesi, onun, her kesimden insan tarafından takdir kazanmasını sağlamıştır. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te [For Members][Üye Özel] 'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tüm Eserleri Müzik Albümleri
| |
| | |
| martı67 Kullanicisinin Bu mesaj'ina 2 üye tesekküpr etti: |
| | #2 |
| Güzel insan Atilla İlhan... Teşekkürler kardeşimm. | |
|
| | #3 |
| Teşekkürler... | |
| | |
| | #4 |
| sisler bulvarında.. kaybolup giden... tarihin en değerli . şairi. | |
| | |
| | #5 |
| güzel şiirleri var | |
| | |
| | #6 |
| Türkiye'nin en büyük şairlerinden biri...Devrime bağlı,ilerici,Kemalist... | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Atilla Ilhan şiirleri(mp3 Formatında) | gabandede | Şiir Mp3 Albümleri | 6 | 28.11.2008 23:24 |
| ilhan gözüm | sagolera_33 | Yerine Getirilmiş İstekler | 4 | 18.05.2008 13:02 |
| Atilla ilhan-An Gelir | AdireKoye | Silinen Konular ve Mesajlar | 5 | 22.04.2008 12:36 |
| Atilla Taş - Bir Atilla Tas Albümü 2007 | hewal456 | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 18.04.2008 18:39 |
| Atilla Taş-Bir Atilla Taş Albümü-[2007] | gantepli27 | Son Cikan FULL Albümler (Genel) | 5 | 14.01.2008 11:33 |