CAYBURG.COM  
TEST
Film Afiş ve Fragmanları Vizyondaki yada vizyona girecek filmler forumu
Cevapla
Babam ve Oğlum Bu konu 739 defa okundu ve 86 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 16.10.2007, 00:12   #1
ONURCA
Guest
Standart Babam ve Oğlum

Babam ve Oğlum

Bir Sinema Filminin Eleştirisi





Filmin Konusu:

12 Eylül 1980 askeri faşist diktatörlük öncesi devrimci olduğu için tutuklanan ve gördüğü işkenceler sonucu hastalanan Sadık isimli gencin hastalık dönemi ve ölümü üzerine yapılan “Aslında devrimcilik gereksizdi” propagandası eşliğinde kitlelerin bireyselliğe yönlendirilmesi.

Kullanılan Araç:
Feodal-hümaniter duyguların dramsal kullanımı.

Mekân:
Konuşulan aksanlara bakılırsa, Ege’nin bir bölgesi.

Sosyal Çevre:
Hüseyin ağanın ailesi, baldızı ve Sadık’ın birkaç arkadaşı.

Zaman:
12 Eylül 1980 ile başlayan ve Deniz’in okula başlamasıyla geçen süreç: 1980-1987 (Tahminen)

Dönemin Objektif Siyasal Konumu:

12 Eylül öncesi görece aktif olan devrimci siyasal hareketlerin bu tarihte yapılan bir cunta ile pasifleştirilmesi bilinmektedir. 12 Eylül cuntasının en önemli özelliği, kendisinden önceki iki cunta gibi sadece örgütsel darbe vurmamış, ideolojik olarak da ağır yaralar açmış, daha açık bir söylemle devrimci hareketlerin kendi sınıfsal duruşlarındaki kararlılığını ortaya çıkarmıştır. Çünkü azgınca, dur-durak bilmeyen askeri faşist diktatörlük sadece “saptanan” devrimci sosyalistlere değil, başta işçi sınıfı olmak üzere köylülüğe de saldırmış ve sindirmeyi başarabilmiştir. Özellikle fabrikalarda grevlerin ve diğer boykotların yasaklanması ve kimi yerde 8 olan ikramiyeyi en çok dört ikramiye ile sınırlamı, köylüler ise adeta evi ve tarlası arasına hapsedilmiştir. Kuşkusuz ki bundan memurlar da nasibini almıştır. Cuntacı generallerin çıkardıkları emir-yasalarla memurların da hareketsizliği sağlanmıştır.

12 Eylül öncesinde devrimci eylemlerin diğer bölgelere göre Ege bölgesinde biraz daha zayıf olması, film yapımcılarının filmi bu bölgede çekmelerinin de nedenlerinden biri olarak görünmektedir.

Filmin Kahramanlarının Sınıfsal Kökeni:

Olayların konu edildiği ve kendisiyle sınırlı tutulduğu Hüseyin Ağa ve ailesinin üretim ve ticari ilişkilerine değinilmediği için net gösterilmemekle birlikte, sanki “orta düzey” bir toprak ağası konumundaki orta (ulusal) burjuvaziye denk düşmektedir.

Filmin yapımcıları hakkında hiçbir bilgimin olmaması, filme ilişkin eleştirimin zayıflığının nedenidir.

Filmin Özeti:

“Dönek devrimcilerin” yanında gazeteci olarak çalışan Sadık, yazdığı yazının yayınlanmamasına sinirlendiği için alkol almıştır, eve sarhoş girer. Eşi hamiledir, doğum yakındır. Geceleyin doğum sancıları gelir; tel açarlar taksiye ama taksi gelmez. Komşu dairelerin kapısını vurur yardım etmeleri için, kimse açmaz. Sadık, eşini hastaneye yetiştirmeye çalışmaktadır. Dışarı çıktıklarında da yardım ister ama tüm sokaklara mezarlık sessizliği egemendir. Eşine doğumu kendisi yaptırır; doğum gerçekleşir ama, anne ölmüştür.

Sabaha kadar bekler. Günün ışımasına yakın askerlerle karşılaşır ve askerlerden darbe yapıldığını öğrenir: Sokakların (ve insanların) sessizliğinin nedenini anlar.

Sadık, kendisine yapılan işkencelerin halâ psikolojik etkisi altındadır, kâbuslar görür.

12 Eylül gecesi doğan Sadık’ın oğlu Deniz, 6-7 yaşlarına gelmiştir.

Sadık’ın babası Hüseyin Ağa, oğlu ile küstür. O, kendisini ziraat okuması için İstanbul’a göndermiş ama Sadık “anarşik” eylemlere karıştığı için üzülmüştür. Küsmesinin de nedeni zaten budur. İstanbul’da Ziraat Fakültesi’nin bulunmaması ise bir hayli ilginçlik yaratıyor filme.

Hastalığını bilen Sadık, bunu oğlundan saklamaktadır. Oğlunu babası Hüseyin Ağa’nın yanına bırakmak için köyüne gelir ama Hüseyin ağa, oğluyla da, torunuyla da konuşmaz.

Sadık’ın annesi aralarını düzeltmeye çalışır ve sonunda bunu başarır. Deniz’i atların yanındaki dedesine gönderir ve “ilk yakınlaşma” burada başlar.

Amerikan çizgi romanlarının derin etkisinde olan Deniz’e, dedesi bir dükkândan Teksas, Tommiks alır. Eve gelirken oğlu ile karşılaşır; Sadık konuşmak ister ama, Hüseyin ağa yine konuşmaz.

Eski arkadaşlarıyla buluşan Sadık, “Ben, bu memleket için savaştığımı düşünürdüm” der. Arkadaşı Özkan’ın, “Ben (devrimciliği) denemeye korkmuş biri olarak bana çok şey kaybettiğimi söyleyebilir misin?” şeklindeki soruya Sadık, “Aradayım” diye cevap verir.

Sadık, babasını konuşmaya davet eder. Avluda buluşurlar ve konuşmaya başlarlar. “Sen evlât nedir, bilir misin?” şeklindeki soruya Sadık, “Önünü görememek nedir, bilir misin?” sorusu ile yanıtlandırır. Tartışma sonlanmadan Sadık yere yığılır. Hastaneye götürürler; Hüseyin Ağa oğlunun hastalığını, ciğerlerinin işkence ve tutsaklık sonucu tükendiğini öğrenir ama ailesine açıklamaz.

Sadık ölür.

Cenaze nakli sırasında Hüseyin ağa, aracı durdurur ve “N’olur, on beş yıl önce kollarımı şöyle açaydım da, gitme, gitmee diyeydim” diyerek kendine sitem eder. Şoka girer. Baldızı Gülistan ise, Sadık’ın abisine “Babanı devir geç, yoksa kendine gelemez; mutlaka onu devirmelisin. Göreyim seni!” der. Oğul, babasını devirir ama bu defa da o kendini kaybeder.

Deniz, okula başlar babasının hayalleri içinde ve film biter...




Filmin eleştirisi:

a) Filmin konusunun eleştirisi

Adına “Kültür” denilen kavramın önemli alt disiplinlerinden biri olan ve benim açımdan da oldukça isabetli bir tanımlama olan, "Sosyal bilincin ve insan aktivitelerinin, gerçekliği artistik imajlar halinde yansıtan ve dünyayı estetiksel tarzda kavrama ve temsil etmenin en önemli araçlarından biri” [Bkz: MFS] tanımlamasını çıkış noktası alarak başlıyorum.

Her olguya yaklaşımdaki çeşitliliğin kökeninde farklı sınıf ve katmanların olması, gerek 12 Eylül 1980 askeri faşist diktatörlük öncesi ve gerekse de sonraki döneminde de kendini olanca çıplaklığı ile göstermektedir. Bulunulan yarı-feodal ve komprador kapitalist kültürün bir formatı olan sanatsal yaklaşımız “Babam ve Oğlum” filmini izleyenlerin neredeyse tamamına yakınının filme “Çok duygusaldı, izlerken kendimi tutamadım; ağladım!” ile göstermesi genel toplumsal konumumuz hakkında oldukça önemli bir veridir. Bu toplumun bir üyesi olarak, itiraf etmeliyim ki, iki yerde benim de gözlerim doldu: İlki, ortamı yumuşatma çabasında tipik bir özellik gösteren Sadık’ın annesinin, torunu Deniz’i atların yanında olan dedesinin yanına göndermesi ve dedesinin kendisi ile konuşmaya başlamasıdır. İkincisi de, cenaze nakli sırasındaki Hüseyin ağanın “N’olur, on beş yıl önce kollarımı şöyle açaydım da, gitme, gitmee diyeydim” sahnesiydi; ama bu ağlamamız ya da duygusal yoğunluğumuz, sadece bireysel düzeyde ve kan bağına dayalı duygusallığımızın bir göstergesidir ve başka bir şey değildir. Eğer kan bağına değil de, genel insani ilişkilere bağlı bir nitelikte olsaydı, işkence gören, işkencede ya da yargısız infazlarda toprağa düşen herkes için ağlamamızı şart koşardı.

Oysa ağlamadık! Toplumun oldukça önemli bir bölümünün (ki buna kan bağına sahip olanlar da dahildir) duyarsız kaldık! Dahası, duyarsızlığımız devam ediyor halâ...

Filmin konusunun doğrudan bireyselliğe yönelik olması nedeniyle, bu yönlendiriciliğin kapitalist burjuvazinin tipik özelliği olduğunu söyleyebiliriz. Oysa devrimci mücadele kesinlikle bireysel değil, toplumsal konumundan dolayı sınıfsal bir nitelik taşır. Bir başka söylem ile devrimcilik yapmak ve devrimci olmak oldukça farklı iki konudur. Film, devrimci sınıfsal konumu bireysel “devrimcilik yapma”ya indirgeyerek burjuva bireyci anlayışı beslemektedir.

b) Kullanılan Araç:

Feodal-hümaniter duygusallık, Türkiye toplumunun önemli sosyo-psikolojik tipiklerindendir. Filmin yapımcısı bunu iyi görmüş ve abartısız bir şekilde, etkileyici olarak kullanmayı başarmıştır.

c) Mekân:

Bir saati aşkın bir gösterim zamanına sahip olduğu halde, Hüseyin ağanın bir-iki kez kahveye, bir kez torunu Deniz’e Amerikan çizgi roman alması için gittiği dükkan dışında başka bir mekân yoktur. Bu ailesi ve Sadık için de geçerlidir. Mekânın darlığı bir yana, görsel efektlerden de yoksun olması “sanatsal” açıdan ciddi eksikliktir.

d) Sosyal Çevre:

“Sosyal” içerikli bir sinema filminde hiçbir (komşuluk, arkadaşlık, dostluk vb.) sosyal ilişkiye yer verilmemesi, bunun yerine “şöyle bir değinilip” geçilmesi, bu filmin bilinçli tasarımlarından biri olarak öne çıkıyor ve insanları kitlelerden yalıtmanın altını çiziyor. Oysa bir insan “dönek” de olsa, “hain” de olsa, devrimci mücadeleden uzaklaşsa ve hatta tüm bağlarını kesse bile, sosyal ilişkileri bu anlamıyla değişikliğe uğrasa bile (ki, önemli oranda uğrar), yine vardır. Filmin mekansal boyutuyla sınırlı tutulmak istenmesi ve buna uygun davranılması, filmin yapımcılarının topluma yönelik yaklaşımlarının da bir başka olumsuzluğudur.

Oyuncular:
Filmde rol alan oyuncuların rollerini başarıyla yerine getirmeleri, filmin en önemli olumlu yanıdır. Bunlar arasında ise özellikle Deniz’in, filmdeki yaşantının o anki psikolojik yapısına uygun olarak gösterdiği mimikler ve kendi ruh hali, taktir edilecek bir boyuttadır. İyi bir sinema oyuncusu olacağının sinyallerini oldukça net iletmeyi başarmış.

Deniz’in Amerikan çizgi romanlarının derin etkisinde kalması ve sık sık onlara ilişkin hayallere dalıp kendisini o romanlardaki atmosfer içinde bulunması, Amerikan emperyalizminin ülkemizdeki kültürel egemenliğine yapılan bir gönderme gibi görünmekte ama çok güdük kalmaktadır. Deniz’e yüklenen siyasal “bilgelik” (Kafasında canlandırdığı bir hayali Kurtuluş Savaşı(na benzetmesi ve yeni “Nene Hatun”lardan söz etmesi) oldukça abartılı olmuş.

Filmin başında, doğum sancıları geldiği zaman Sadık’ın giydiği pantolonun filmin sonlarına doğru giydiği pantolonla aynı olması dikkatlerden kaçan bir başka olumsuzluk olmuş.

Sonuç: Halka yönelik hiçbir sanatsal özelliği olmayan sıradan bir Yeşilçam filmi olmaktan öteye gidememiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 18.10.2007, 05:10   #2
toroman61
Anaokulu
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

sğper bir filmdi
toroman61 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to toroman61 For This Useful Post:
Alt 29.10.2007, 19:09   #3
nyzeboy
Anaokulu
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

evet bencede, süper filmdi
nyzeboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to nyzeboy For This Useful Post:
Alt 29.10.2007, 19:19   #4
Diyarbakirli_Deniz
Guest
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

vallah cok güzeldi hala bakiyorum türyllerim havaya kalkiyo
  Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to For This Useful Post:
Alt 30.10.2007, 00:20   #5
nahur
Ilkokul 1. Sinif
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

ben bu filmi 2 ay boyunca kesintisiz her gece izliyordum bayildigim bir film herkesin izlemesini isterim
nahur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to nahur For This Useful Post:
Alt 30.10.2007, 04:00   #6
Bay amemo25
Gold Members
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

bence biraz uzatmislardi konuyu ama yinede cok güzel bir filmdi
amemo25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to amemo25 For This Useful Post:
Alt 30.10.2007, 11:39   #7
guleviya
Anaokulu
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

babam ve oğlum ince işlenmiş konusuyla bence güzel bir filmdi. oyuncu seçiminin büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. işini iyi bilen insanlarla çalışmak başarıyı da getiriyor. tabi bir de işine saygı duyarak çalışan insanlar olmalı. son zamanlardki güzel filmlerin başarısını buna bağlıyorum.
paylaşımınız için teşekkürler.
iyi çalışmalar
guleviya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to guleviya For This Useful Post:
Alt 19.11.2007, 14:13   #8
j.j.ryers
Anaokulu
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

Ben ce müzikleri çok süper. Filmin konusu acıklı, ama çok da iyi bi film değil bence, konusundan kazanıyor. Saygılar....
j.j.ryers isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to j.j.ryers For This Useful Post:
Alt 19.11.2007, 20:09   #9
epicrouter
Anaokulu
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

cokkkk thank youuuuuuuuu
epicrouter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to epicrouter For This Useful Post:
Alt 21.11.2007, 14:07   #10
ndryilmaz
Ilkokul 1. Sinif
Standart Cevap: Babam ve Oğlum

Benim şimdiye kadarki izlediğim en iyi 5 türk filminden birisi
ndryilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to ndryilmaz For This Useful Post:
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodlari Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp Son Mesaj
Şebnem Ferah Babam Oğlum Göçmen ŞARKI SÖZLERİ - LYRICS 0 19.05.2008 14:20
Babam Ve Oğlum DVDRİP ~ Tek Link hewal456 Türkçe Film Paylaşımları 4 06.05.2008 11:15
Babam ve Oğlum Dvdrip DivX 700Mb hewal456 Türkçe Film Paylaşımları 2 23.04.2008 11:00
Babam ve Oğlum DVDrip(Upshare] korsan Silinen Konular ve Mesajlar 19 17.04.2008 19:39
Babam Ve Oğlum Soundtrack maviyurt Dizi ve Film Mp3 Müzikleri 28 03.04.2008 20:57

WEZ Format +2. Şuan Saat: 14:23.
Paylaşmak Özgürlüktür - Arşiv - Yukarı git Web Stats
Rapidshare Uploaded.to Uptal.com Upshare.NET Filefactory.com Anket WinRAR | File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Indir Yeni Albüm Albüm Paylasim .Net .Org
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206
Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.