![]() | |
| | ||
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| DEVRIM SEHITLERI ÖLÜMSÜZLERDIR ARKADAŞLA İSTERSENİZ İLK ÖNCE FİLİMİ İZLEYELİM ÖYLE YORUM YAPALIM: HOŞÇAKAL YARIN )DENİZ GEZMİŞ'İN DİRENİŞİ!!! [For Members][Üye Özel] GENEZ GEZMİŞ'İN HAYATI,[For Members][Üye Özel] DeNiZ GeZMiŞ HayaTı YaŞaDıKLaRı Ve HiKaYeSi... Doğumu : 1965'ten sonra Türkiye'de gelisen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtulus Ordusu(THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmis, 24 Subat 1947'de Ankara'nin Ayas ilçesinde dogdu. Ögretmen bir ailenin çocugu olmasi sebebiyle ilk ve ortaögrenimini çesitli kentlerde, liseyi Istanbul'da okudu. Ceza yılları : 2 Mayis'a kadar tutuklu kalan Gezmis, 30 Mayis'ta 6.Filo'yu protesto ettigi için yargilandi ve beraat etti. Ögrenci eylemleri içinde etkinligi giderek artan Deniz Gezmis, 12 Haziran 1968'de Istanbul Üniversitesi'nin isgal edilmesinde önderlik etti. Isgal Konseyi adina IÜ Senatosu ile Baltalimani'nda yapilan görüsmelere katilan ögrenci heyetinin içinde yer aldi; ögrenci haklarinin elde edilip isgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. Isgalden kisa bir süre sonra Istanbula gelen 6.Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmis, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayi tutuklandi ve 20 Eylül'de serbest birakildi. TIP içinde yogunlasarak, ayriliklara ve tartismalara yolaçan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim(MDD) görüsünü benimseyen Deniz Gezmis, bu görüsün özellikle devrimci ögrenciler arasinda yayilmasinda etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte oldugu Cihan Alptekin, Mustafa Ilker Gürkan, Mustafa Lütfi Kiyici, Cevat Ercisli, M.Mehdi Bespinar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Ögrenci Birligi(DÖB)'ni kurdu. 1 Kasim 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün baslattigi Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüsü'nü düzenledi. Ardindan 28 Kasim 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelisi sirasinda Yesilköy Havaalani'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandi ve bir süre sonra serbest birakildi. Istanbul Üniversitesi'nde sagci güçlerin 16 Mart'ta girismis oldugu hareketlere ögrenci kitlesiyle birlikte karsi koyan Gezmis , bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yatti. Ardindan 31 Mayis 1969'da IÜ Hukuk Fakültesi ögrencilerinin, reform tasarisinin gerçeklesmemesini protesto için giristikleri isgale önderlik etti. Üniversitenin kapatilip, polise teslim edilmesi nedeniyle çikan çatismalarda yaralandi. Hakkinda giyabi tutuklama karari olmasina ragmen hastaneden kaçan Gezmis, Haziran'in sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladigi 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayi'na kendisi gibi haklarinda tutuklama karari olan FKF Genel Baskani Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programi gönderdi Üniversite yılları : 1966'da Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine giren Gezmis, henüz lise ögrencisiyken sol düsünceyle tanisti ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'te Türkiye Isçi Partisi(TIP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. Ilk kez 31 Agustos 1966'da Ankara'dan Istanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik isçilerinin Taksim Aniti'na çelenk koymalari sirasinda isçileri destekleyen ve Türk-Is yöneticilerini protesto eden gösteri sirasinda gözaltina alindi. Ardindan 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talabe Federasyonu(TMTF) binasinin yedd-i emine verilmesi sirasinda çikan olaylarda yakalandi ve bir gün sonra iki arkadasiyla çikarildigi mahkeme tarafindan serbest birakildi. 22 Kasim 1967'de ögrenci örgütlerinin düzenledigi Kibris Mitingi sirasinda Asik Ihsani ile birlikte ABD bayragini yaktiklari gerekçesi ile gözaltina alinip daha sonra serbest birakilan Deniz Gezmis, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okudugu arkadaslariyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de IÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantisinda konusma yapan Devlet Bakani Seyfi Öztürk'ü protesto ettigi için tutuklandi. Filistin ve idam : 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde oldugu sirada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmis, 25 Kasim'da serbest birakildi. Ancak Yildiz Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoglu'nun sagcilar tarafindan öldürülmesinden sonra okulda yapilan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfegin Gezmis'e ait oldugu öne sürülerek hakkinda yeniden tutuklama karari alindi. 20 Aralik 1969'da yakalanan Gezmis, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldi. Bundan sonra ögrenci eylemlerinden uzaklasarak, mücadelesini degisik alanlarda sürdürmeyi planladi. Sinan Cemgil ve Hüseyin Inan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adina Ankara Is Bankasi Emek Subesi'nin soygununu gerçeklestirenler arasinda yeraldi. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçirilmasi eyleminde de bulunan Gezmis, erlerin serbest birakilmasindan sonra Sivas'in Sarkisla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandi. 16 Temmuz 1971'de baslayan THKO-1 Davasi'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettigi gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasina çarptirildi. 6 Mayis 1972'de idam edildi. DENİZ GEZMİŞ'İN SON MEKTUBU Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum. Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım… Oğlun Deniz Gezmiş İBRAHİM KAYPAKKAYA TKP/ML TİKKO MKP/HKO LINK:[For Members][Üye Özel] Devrimci 3 Yigit Önder LINK:[For Members][Üye Özel] Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan İÜ'den Marksist Tutum okuru bir öğrenci “... bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.” Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in ölümünün üzerinden 32 yıl geçti. Deniz Gezmiş’in idam sehpasına çıkmadan önce yazdığı yukarıdaki sözler hâlâ unutulmadı. Sürgitinde gerçekleşen, sol hareket açısından birçok olumsuz gelişmeler bile o dönemin gençlik önderlerinin hatırasını silemedi. Sol cenah bir kenara, muhafazakâr veya sağcı kesimler bile onu sahiplenmeye çalıştı. Birileri için ateşli delikanlılık yıllarında anarşik faaliyetlere katılmış bir “fidan”; kimileri için bir masal kahramanı derekesine indirgenen bir film malzemesi olsa da, biz devrimciler için sorun, tereddüt etmeksizin mücadeleye atılmış bu önemli insanların siyasal hayatından gerekli dersleri çıkarmak ve bunu sınıf mücadelesi bağlamında değerlendirmek olmalıdır. [For Members][Üye Özel] 68’ler Türkiye’si ve dünyası Türkiye, kapitalizmin eşitsiz ve bileşik gelişimi sonucu, ileri kapitalist ülkelerin yaşadığı sanayileşme ve proleterleşme sürecini 2. Dünya Savaşı sonrasına sarkıtmıştı. Buna koşut gerçekleşen bir diğer süreç de kentleşmeydi. Kırsal alanda doğup büyüyen kuşak bir müddet sonra soluğu şehirde alıyordu. Kırın kapitalizm-öncesi pastoral hayatından çıkıp gelen insanlar, kapitalizmin sömürgen meta ekonomisi doğası karşısında doğal olarak yalpalıyordu. Diğer yandan, bu dönem burjuvazi için de bir semirme dönemiydi. Sanayileşmenin beraberinde getirdiği aşırı sömürü, toplumdaki kutuplaşmayı da billurlaştırıyordu. Ne var ki, palazlanan, palazlandıkça da horozlanan burjuvazi karşısında işçi sınıfı da varlığını hissettiriyor, kendisini görmezden gelenlere ya da yeterli görmeyip yardımcı kuvvetler arayanlara, fiiliyatta bir yanıt vermeye hazırlanıyordu. Burjuva cumhuriyetinin ilk 30 yılında burjuvazinin kesinlikle görmezden geldiği işçi sınıfının ekonomik-sosyal talepleri, kendi niceliksel ve niteliksel artışıyla yasalarda da yansımasını bulmuştu. Görece demokratik ’61 anayasasının yarattığı ortamla ilk kez (kelimenin gerçek anlamıyla) nefes alan toplum, sol yayınlardan nasibini alıyor, parlamentoya temsilcilerini gönderiyor, 200 bin kişilik Saraçhane mitingleri düzenliyordu. Uluslararası arenadaysa iki kutuplu dünyanın batı yakası, savaş-sonrasından itibaren yaşadığı ekonomik büyümenin son damlalarını tadıyordu. Savaş-sonrasında devrimci fırsatlar kaçırılmış, “refah devleti” de hareketin yavaşlamasına etkide bulunmuştu. Doğu yakasıysa 1960’lara kadar yaşadığı sıçramalı ekonomik yükselişleri bitirmişti. Artık dolmakalemin bile karaborsaya düşeceği günlere giden yolun önü açılmıştı. Bürokratik-despotik sınıf, bir on yıl önce Macaristan’da yaptığını bu kez de Çekoslovakya’da uyguluyordu. Yine arızi gelişmeler olarak ele alınması gereken başarılı gerilla-köylü mücadeleleri de devrimci mücadele açısından gündemdeki ağırlığını hissettiriyordu. ’68 olayları işte bu koşullar altında patlak verdi. İşçi sınıfıyla yan yana mücadele ettiğinde kendi gücünü katmerleyeceğini gösteren gençlik hareketi dünyanın dört bir yanını kasıp kavurdu. Düzenden bir şekliyle rahatsız olan kitleler bir kez daha görüşlerini kapı arkasında değil, sokak ortasında gösterdi. Gelgelelim, tıpkı önceki ve sonraki sayısız devrimci kabarış gibi bu da aynı kapıya çarptı: devrimci önderlik sorunu. Bu topraklardaysa gerçek “68 olayları” diğer ülkelerde inişe geçtiğinde geldi ama pir geldi. 15-16 Haziran ile işçi sınıfı devrimciliği yapmak isteyenler açısından sapla saman ayrılmıştı. “âlâ” kuramsal çatışmaların çözümüne yine pratikte ulaşılmış, burjuvazi pılıpırtısını bile toplayamadan şehir dışına kaçmıştı. Ancak düzenden rahatsızlık duyan, değiştirmek için bir şeyler yapmak isteyen genç insanlar açısından bir alternatif olduğu bile söylenemezdi. Bu durumda, TİP’in düzen-içi yollarla kerte kerte ulaşılacak ve bir ucu güleryüzlü sosyalizm anlayışına dek uzanan parlamenter “sosyalizm” çizgisine de haliyle sıcak bakmayan veya o çizgiden kopan devrimciler için arayışlar söz konusuydu. Bu direngen enerjiyi yanlış yollarda heba etmeden sınıf mücadelesinin meşakkatli rotasında değerlendirecek, devrimci kadrolar haline dönüştürecek enternasyonalist bir partinin yokluğu bu süreçte sonuca götürücü bir rol oynadı. [For Members][Üye Özel] Tıpkı o gün olduğu gibi bugünün de temel sorunu budur. Ve bunun farkında olan bizler bugün çok daha şanslıyız. En ufak bir örnekle, bilimsel sosyalizmin kaynaklarına birinci elden ulaşabilmek artık mümkün. Kulaktan duyma veya ikinci kaynaklardan alıntı üzerinden devrimcilik yapmak zorunda değiliz. Sınıf mücadelesinin deneyimleri ışığında bugün bir an önce bir şeyler yapmanın anlamını, yani, önce bunu gerçekleştirecek, katalizör rolünü oynayacak o aracı yaratmak gerektiğini biliyoruz. Keza bu devrimci partinin yaratılması tıpkı o gün olduğu gibi bugün de yakıcı bir sorundur. Bizim için bir diğer önemli çıkarımsa, öğrenci liderlerinin bu denli ön plana çıkmış olmasının yarattığı veya yaratabileceği yanılsamalardır. Tarihin çeşitli vesilelerle gösterdiği üzere kendinden menkul bir öğrenci hareketi düşünülemez. Biz komünistlerin görevi, Marx ve Engels’in uyardığı üzere, her türlü muhalefeti sınıf mücadelesi içerisine kazanmak olmalıdır. Aksi takdirde bunların yalıtık ve güdük kalacağı muhakkaktır. İşçi sınıfı hareketinden kopuk olmayan öğrenci hareketi gerçek gizil gücünü ancak bu şekilde gösterecektir. Biz devrimciler açısından Deniz, Yusuf, Hüseyin ve diğer devrimcilerin mücadeleci hatıralarının yaşatılması da mücadele etmek anlamına gelmelidir. Zira bu devrimci değerlere sahip çıkmak da yine ve ancak fiiliyatta mümkündür. NURHAK:LINL:[For Members][Üye Özel] Onlardan birini anarken ötekileri anımsamamak ayıp sayıldı her zaman. Çünkü onlar çok, ama tek bir insan gibiydiler. Kardeş, dost, arkadaş, birbirleri için canlarını seve seve verebilen yiğitlerdiler. Nurhak'ta kaldı kanları. Ağıtları tüm ülkeyi sardı.A. KADİR KONUK "Dört bir yana haber salsam, Öldü desem inanır mı Dağlar bana geri verin Kadir'imi, Sinan'ımı..." 34 yıl önceydi. 31 Mayıs 1971 günü Nurhak'ta, İnekli Köyü yakınında döküldü kan. Yoksulluktan, sefaletten, ezilmekten kurtarmaya çalıştıkları halkın en yakınında olabilmek için dağdaydılar aylardır. Bir muhtar ihbar etti. Bir karanlık çöktü dağa, bir pusu kuruldu. Üç genç, üç koca yürek al kan içinde düştü toprağa. Biri Sinan, biri Kadir, biri Alpaslan'dıÉ Biri Cemgil, biri Manga, biri ÖzdoğanÉÊ Bir sevdaydı onlar. Doyulmamış, tam yaşanılmamış, hiç unutulmayan bir sevda... Kısacık yaşamlarına yüzyılları doldurmayı becerebilecek kadar ustaydılar. Belki de unutulmamaları bundan. Sevilmeleri, aradan geçen 34 yıldan sonra hala yüreklerde dipdiri kalabilmeleri bundan. Sinan'dı, Kadir'di, Alpaslan'dı onlar, Deniz'di, Hüseyin'di, Yusuf'tular. Mahir oldular, Ulaş, Cevahir, İbrahim oldular sabırlı ve dirençli. Geriye öylesine bir miras bıraktılar ki; çok paylaşılmaya çalışıldı, ama hiç kimse en ufak bir gölge düşüremedi o mirasın üzerine. Bu yüzden onlar gerçekten büyük, sevilecek, her anıldıklarında arkalarından ağlanacak insanlardılar. "Gün doğdu hep uyandık Siperlere dayandık Bağımsızlık uğruna da Al kanlara boyandık" dizeleri belki onları en güzel anlatan dizeler. "Hain tuzaklarda kan uykularda Vurulduk ey halkım unutma bizi İşkenceler için tahta çarmıha Gerildik ey halkım unutma bizi" dizeleri de onların yaşamını en özet anlatan dizelerdir. Kavgaya girerlerken karşılaşabilecekleri tüm güçlüklerin bilincindeydiler. Bu nedenle gözü pek, bu nedenle yiğittiler hepsi. Onlardan birini anarken ötekileri anımsamamak belki bu yüzden ayıp sayıldı her zaman. Çünkü onlar çok, ama tek bir insan gibiydiler. Kardeş, dost, arkadaş, birbirleri için canlarını seve seve verebilen yiğitlerdiler. Nurhak'ta kaldı kanları. Ağıtları tüm ülkeyi sardı. "Jandarma kurşunu çaldı Canını, teninden aldı Nurhak'a abide kaldı Dağlar aldı selamını." Kavga Başladı İbrahim Kaypakkaya ( 1949) ----------------------------------------------------------- 1949 yılında Çorum Alaca’da doğdu.TKP/ML kurucusu.Hasanoğlan Öğretmen Okulu’nda, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ve İÜ Fen Fakültesi Matematik-Fizik Bölümü’nde okudu.FKF Çapa Şubesi’nin kuruluşuna katıldı.1968 yılında TİP Eminönü ilçe teşkilatına üye oldu.Ant ve Türk Solu dergisi yazı kurulunda bulundu.Amerikan 6.Filosunu protesto eylemlerine katıldı.MDD-SD tartışmalarında önce SD sonra MDD tezini benimsedi.TİP’ten ihraç edildi.Doğu Perinçek liderliğinde bir oluşum olan PDA -TİİKP içinde yer aldı.Bilahare bu hareketten ayrılarak arkadaşlarıyla TKP/ML’yi kurdu.24 Ocak 1973’te Tunceli kırsalında yakalandı.3.5 ay gözaltında kaldı.18 Mayıs 1973’te gözaltındayken öldü. HAKKINDA YAZILANLAR 1.Kaypakkaya ile Birlikte... (Anılarla Geçmişe Yolculuk) Cilt: 1 Ali Taşyapan Belge Yayınları / Yaşam ve Anılar Dizisi "Ben anılarımı yazılacak değerde görmüyorum. Fakat bazı devrimci dostlarım bunun karşıtını düşünüyorlar. Bu dostlar, 68 kuşağından, Çapalı ve İbrahim Kaypakkaya'yı en çok tanıyanlardan biri olmamı, iki cezaevi dönemi yaşamımı ve politik bir geçmişe sahip olmamı çok önemsiyorlar. Yaşadıklarımı, bildiklerimi yazıya dökmeden beraberimde mezara götürür olmama hayıflanıyorlar. Şöyle düşünüyorum: Madem yazmaya, yazıyorum, neden yazım işini yanlız politik geçmişimle sınırlayayım? Yaşamımın diğer dönemlerine neden üvey evlat muamelesi yapayım? O dönemlerin de ilginç görüntüleri var. Okuyucuyu güldüren, düşündüren, üzen, sevindiren, manzaralar elbet bulunur. Hem bu, anı defterine bir çeşni de katar. İşte değerli dostlar, bu yüzden laf torbasının ağzını sonuna kadar açacağım, beceremiyeceğimi bildiğim için edebi bir tarzda yazmaya özenmeyeceğim, çal kalem mektup yazar gibi patır-kütür yazacağım. 2.İbrahim Kaypakkaya Ser Verip Sır Vermeyen Komünist Önder Hayatı ve Mücadelesi Nihat Behram Umut Yayımcılık / Belgesel – Roman Dizisi Eğer insanlık, elecete bir komünizm panteonu kurarsa, hiç kuşku yok ki, bu panteonun eskiden adına Türkiye denilen kesiminde, genç ve ateşli bir komünist önderin, bir inanç ve direniş sembolünün, defne çelengi içindeki başına, ışıklandırılmış kasketli başına yer verecektir. 3.Fırtınalı Yıllarda İbrahim Kaypakkaya "Bilinmeyen" Yazılar Ethem Direhşan Belge Yayınları / Yaşam ve Anılar Dizisi Kaypakkaya'nın hiç de hak etmediği "ignorasyon"a karşı, hasbel kader katkıda bulunmak amacı ile hazırlanmıştır. Kitabın derleniş amacı, salt bir belgesel olmayı gütmemektedir. Bunun da ötesinde amaç, Kaypakkaya'nın devrimci mücadeleye "ilk" başlangıcından, öldürüldüğü tarihe kadar kat ettiği güzergah hakkında özellikle, yeni devrimci nesillere bir ipucu vermektir. Dolayısiyle, derlenen yazılar bir anlamda Kaypakkaya'nın "bilinmeyen" yazılarıdır. 60'lı yılları araştırmak, devrimci geçmişimizin güzel ve doğru değerlerini, Sol'un da "resmi tarih"ine hapis olmadan inceleyip, bulup ortaya çıkartmak biz genç araştırmacıların tutkusudur ve böylede olmalıdır. Ibrahim Kaypakkaya Devrimci Lidernin ANNESI:LINK:[For Members][Üye Özel] İbrahim Yoldaş:LINK:[For Members][Üye Özel] ARKADASLAR BU KONU YANLIZ BANA AIT DEGILDIR BUKONUDA BANA YARDIM EDEN KISI Arjin_21 ÖNCELIKLE BANA YARDIM EDIP BU KONUDAKI YARDIMINDAN DOLAYI KENDISINE TESEKKUR EDIYORUM BUTUN YAZILIM KENDISINE AITIR TESEKKURLER Arjin YARDIMIN ICIN:53::53::53::53: KEYIFLI SEYIRLER (DEVRIM SEHITLERI ÖLÜMSÜZDÜRLER) | |
| | |
| Cemrem, Tesekkür Edenler: |
| | #2 |
| cemrem arkadaşımıza bu konuyu açtığı için en içten dileklerimle teşekkülerimi sunarım.. devrimmin yolunu başlatan devrim öndelerimiz ölmedi kalbimizin en derinşerinde yaşatmaya devam edeceğiz!!! ne yobazlar nede faşitler bu duyguları anlayamzlar..faşitların ve yer yüzünden silininceye kadar, faşitleri yer yüzünden sileme umuduylan KAHROLSUN SÖMÜRGECİLİK HAKROLSUN FAŞİZİM.. YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ.. | |
| | |
| | #3 |
| Arjin Asil Ben Tesekkur Ederim Bana yadim Edip bukadar Harika Sunum Yaptigin Icin Asil Senin Elerine Saglik Cokkk Tesekkur Ederim Beni Yanliz Bikakmadigin Icin.... | |
| | |
| | #4 |
| Paylaşım için teşekkürler esaslı bir çalışma olmuş... | |
| | |
| | #5 |
| Cemrem Mükemmelsin. | |
| | |
| | #6 |
| Tesekkurler arkadaslar Begendnize Sevindim Dedigim Gibi Tek tarafli Bir Calisma Degil En Buguk Emek Arjine Aitir | |
| | |
| | #7 |
| Cemrem Abla Mükemmelsin... çok Teşekkür Ederim.. Ben Kitapta Okumuştum "darağacinda üç Fidan" çok çok Teşekkürler... Emeğine Yüreğine Sağlik Ablam.. Bizde Senin Arkandayiz... Abla Ben Filmi Izleyemedim çünkü Bilgisayarda Ses çikmiyor. Tekrar Saol.. | |
| | |
| | #8 |
| teşekkürler bu kadar hayatını bilmiyordum öğrendim | |
| | |
| | #9 |
| çok güzel paylaşım teşekkürler devrim şehitleri ölümsüzdür tekyoldewrim | |
| | |
| | #10 |
| tesekürler bu güzel paylasim icin... | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Genç Devrimciler - Kürtlerin Sesi | pelewan | Türkce Rap & Hip-Hop Albümleri | 15 | 20.12.2008 23:35 |
| Genc Devrimciler MP3 | Genc*24 | Son Cikan MP3 Sarkilar | 4 | 26.10.2008 22:25 |
| Ji Bo Birana Sewase (Sivas Sehitleri Anisina) | hewal456 | Kürtçe Full Albümler | 0 | 30.04.2008 00:35 |
| Hemsonun Filimi indirmek icin ariyorum Mehmet Ali erbilnen | Hakan0025 | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 10.01.2008 21:57 |