CAYBURG.COM
İnanç Tartışmaları İnanç Tartışmaları
Cevapla
İşimiz Ne Zaman Allah’a kalır? Bu konu 69 defa okundu ve 7 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 10.05.2008, 14:54   #1
Bay **kevsersuyu**
Gold Members
Standart İşimiz Ne Zaman Allah’a kalır?

Kendimizi kendimize yeter hissettiğimiz yerlerde,
sahiden "Allah’a iş kalmıyor" mu? İşler yolundayken, dua gerekmiyor mu?

İstemek, yoksulluğun ve çaresizliğin hemen yanıbaşında bekler. Elimizde bir şey yoksa, dilimiz istemeye yönelir. Elimizden bir şey gelmiyorsa, dudağımıza istemek gelir. Tam tersine, doygunluk ve varlık, dilimizi istemekten geri çevirir, dudağımızı dilekten çeker. Kendimizi kendimize yeter görüyorsak, bir başkasına başvurmayız. İhtiyaç duyduğumuz her şey elimizin altındaysa, önümüzdeki her engeli aşabiliyorsak, kimseden bir şey istemek durumunda değiliz demektir. Fakir ya da aciz değilsek, kapımız istemeye kapalıdır.

Hayatın akışı içinde hem ister hem istemez olduğumuz hallere uğrarız. Kendimizi oldukça muktedir hissettiğimiz anlarda, kimseye tenezzül etmeyiz. İçimizden istemek gelmez. Böyle durumlarda iş, "bizim işimiz"dir, iş "çocuk oyuncağı"dır. İstemek aklımıza gelmez, çünkü bu işi "biz yaparız", işi "şansa bırakmayız,” "iş bitirici"yizdir. Zaman zaman, bunun aksi de olur; işi yapabileceğimize, işin yolunda gideceğine dair görünür hiçbir neden yoktur. İşte o zaman, biz "iş bitirici"ler için iş, "Allah’a kalmış"tır, iş "duayla gider." Bir koyu belirsizliğin ortasında ne kadar dualara sarılıyorsak, her şeyin baştan belli olduğu, "yolunda" göründüğü meydanlarda o kadar kendimize güveniriz; tersinden söylersek "işimiz Allah’a kalmış" değildir.

Öyle mi? Kendimizi kendimize yeter hissettiğimiz yerlerde, sahiden "Allah’a iş kalmıyor" mu? İşler yolundayken, dua gerekmiyor mu? Bu soruların cevabı, kendimizi kendimize yeter hissettiğimiz anların tahliline ve işlerin yolunda gidişini tanımlamaya bağlıdır. Bu durumda, soruları yeniden sormamız gerekiyor. "İşimiz Allah’a kalmış" değilken, sahiden kendi kendimize yetiyor muyuz? İşler yolundayken, sahiden kimseden bir şey istemeyecek halde miyiz?

Gelelim cevaplara: Yeryüzünde yapa geldiğimiz her şey, bir sebep-sonuç ilişkisi içinde yürümektedir. Bir sonuca mutlaka onun için gerekli sebepleri hazır ederek ulaşabiliriz. Bu dünyada sonuca ulaşmanın yolu yordamı böyle konulmuştur. Bu yolu izleyen istediğine erişir. Belli bir sonuç için gerekli tüm sebepleri hazır eden biri de, istediğini elde etme konusunda kendisini "kendi kendine yeter" görür ya da işin "yolunda" olduğunu söyler. Görünüşte haklıdır. İşi kuralına göre oynadığına göre, işi bir başkasına bırakmış değil, bir başkasından yardım istemeyecek kadar da yoluna koymuş sayılır. Dilediğini elde etmek, isteğine ulaşmak konusunda, bundan öte yapılacak bir şey yoktur. Dilimize her nereden yerleşmişse, "işi Allah’a bırakmak" tabiri, bu sınırların berisinde pek kullanılmaz. İş, gerekli hazırlıkların yapılamadığı yerde, eksiklikler ya da aksaklıkların kaçınılmaz olduğu anlarda "Allah’a kalmış"tır.

Görünen o ki, işi Allah’a bırakmak ya da bırakmamak, bir başka tabirle, dua etme ya da dua etmeme kararı, sebepler ile sonuçlar arasındaki boşluğu ne kadar doldurduğumuza bağlıdır. Sonuca giden yolda hiçbir boşluk bırakmamışsak, iş Allah’a kalıyor değil ve dua etmesek de olur. Sonuç, elimizde olan sebeplerin ve yaptığımız hazırlıkların garanti edeceği bir şey değilmiş gibi göründüğünde, yani sebepler ile sonuçlar arasında boşluk bıraktığımız yerde, işimiz "Allah’a kalıyor" ve dua etmemiz gerekiyor.

İşte işin tam burasında, sebep-sonuç ilişkisine nasıl baktığımızı açığa çıkarmamız gerekiyor. Kendimizi sebepler ile sonuçlar arasındaki mesafeyi doldurabilir yeterlilikte mi görüyoruz, yoksa sebepleri ne kadar hazır edersek edelim, istediğimiz şeyin, yani sebeplerin bir uzantısı olarak değil de, ayrıca verildiğini mi düşünüyoruz.

Risale-i Nur, sebep ve sonucu, birbirinin uzantısı bir zincir olarak görmek yerine, birbirinden bağımsız, ayrı ayrı yaratılıyor olduğunu görmeye davet eder bizi. Ehl-i imanın ağzına bile bulaşan ve sonucun sebeplerin bir uzantısı gibi görüldüğü determinist anlayış, yerine "iktiran" gibi çok heyecanlı bir bakış açısını sunar Risale-i Nur. Buna göre, sebep ve sonuç birbirlerinin uzantısı olarak değil, sadece "beraberce" ve "ayrı ayrı" yaratılıyordur. Yani, istediğimiz bir sonucun var edilmesinde ilgili sebepler bir katkıda bulunuyor değil, sadece önceden geliyor. Sebeplerin önceden hazırlanması o sonucun var edilmesi için bir kural olarak konulmuştur. Bu kurala uymakla, ilgili sonucun, bu sebeplerin ardından ve ayrıca yaratılmasını istiyoruzdur. Yoksa, sonucun yaratılmasını kolaylaştırıyor ya da gerçekleştiriyor değilizdir. Bir diğer ifade ile, sebepleri hazır ederek, sebep ile sonuç arasındaki boşluğu kapatıyor değil; bu boşluğun kapanması için gerekli kurallara uyuyoruzdur. Yani, işleri ne kadar yoluna koyarsak koyalım, ne kadar işi "Allah’a bırakmıyor" olursak olalım, ne kadar hazırlık yaparsak yapalım, eninde sonunda yaptığımız şey, "istemek"tir. Sebepleri hazır etme yolunda göstereceğimiz her türlü özen, sonucun kendi varlığına değil, sonucu "istemeye" bir katkıdır. Buna göre, sebepleri hazır etmek ile sonucu istemek arasında ters orantı değil, doğru orantı vardır. O halde, işleri ne kadar yoluna koyuyorsak, ne kadar iyi hazırlık yapıyorsak, o kadar çok "istiyoruz" demektir.

Risale-i Nur’un "dua-yı fiilî" kavramlaştırması içinde, bu isteme eylemlerinin hemen hepsi–öznesi kim olursa olsun– bir "dua"dır. Nihai tahlilde, kendimize güvenerek, kendimizi kendimize yeter bilerek yapa geldiğimiz bütün işler, bir duadır, "Allah’a bırakmak"tan ibarettir.

Bu nihai hükmün hemen herkes tarafından benimsenebileceğini, hazmedileceğini beklemek zor görünüyor. Ancak, bu noktaya bir "yönlendirme levhası" koyarak, yazıyı bitirmek niyetindeyim. Eğer, sebeplerin sonuçların oluşumuna katkıda bulunduğunu düşünüyorsak, yani "tesir-i hakiki"si olduğunu düşünüyorsak, kudret-i ilahi ile kul fiilleri karşı kutuplara çekilirler, birbirine rekabet ediyormuş gibi görünüyorlar. Bu durumda "iş"imizi yaptığımız sürece "dua"sız kalırız, dua etmeyi de elimizden iş gelmediği zamanlara sınırlarız. Eğer, sebeplerin sonuçlarla sadece beraberce yaratıldığını görmeyi başarırsak, işimizi yaparken aslında dua ediyor olduğumuzu bilir, dua etmeyi hayatımızın her anına yayabiliriz. Üstelik bu durumda, üzerimize düşeni yaptığımızda "gururlanma"ya değil, "tevekkül"e hak kazandığımızı, "dua"nın ise tembellik yüzünden ve tembellik yerine yapılacak bir şey olmadığını kavramaya başlarız. Ve belki, bundan sonra her duanın "ıztırar diliyle" yapıldığını farketmeyi de başarabiliriz. Çünkü, istemek yoksunluğun ve çaresizliğin hemen yanıbaşında bekler. Elimizden bir şey gelmediği özel zamanlarda, elimizden gelen dua olduğu gibi, elimizden herşeyin geldiği zamanlarda da elimizden gelenin hepsi dua olmalıdır. Yani, göz kapaklarımızı kaldırıp görmek istediğimizde, en az bir âmâ kadar dua ediyoruzdur aslında. Yine, kalkıp bir adım atmak istediğimizde de, en az bir felçli kadar dua ediyoruzdur. Doğrusu, kendi varlığımızı bir an sonrasına taşıyamayacak kadar mecalsiz ve felçli, etrafımızda ve içimizde olup biten sayısız belirsizlikleri kendi lehimize çeviremeyecek kadar kör ve ışıksız sayılırız.

Görünen o ki, her işimiz "Allah’a kalmıştır". Anlaşılan o ki, her zaman "zorda"yız.
**kevsersuyu** isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
**kevsersuyu** Kullanicisinin Bu mesaj'ina 4 üye tesekküpr etti:
Alt 12.05.2008, 16:51   #2
Bay Cemali04
Banned
Standart

Yapacak veya istediğimiz bir olaya önceden hazırlanalım hazırlıklı olalım ondan sonra tevekkül edelim
Cemali04 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.06.2008, 14:07   #3
dumbledoor
Banned
Standart

bilgi için thank you!!!!
dumbledoor isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.06.2008, 22:07   #4
Bay magirus_deutz
Banned
Standart

darılmadan gücenmeden... bir çoğumuz köşe'ye sıkışınca allah'a sığınır
magirus_deutz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.08.2008, 10:08   #5
Bay dvxdoxxx
Silver Members
Standart

aslında her zaman ama sıkıştıy zaman gelir
dvxdoxxx isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.08.2008, 22:41   #6
akdaglı
Guest
Standart

böyle allahlı konu açıyorsunuz,sonrada cevap yazınca inanca saygısızlıkla suçluyoırsunuz.


allahın varlığına inandığım zaman ona çok büyük bi işim düşecek.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 15.08.2008, 03:12   #7
Bay KaanEfe
Bronze Members
Standart

allahutalaya herzaman siginmamiz gerek aslinda isin isinden cikamadigimiz an allaha siginmaya basliyoruz ama buda bir cözüm degil
KaanEfe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.08.2008, 23:10   #8
Bay chees19
Bronze Members
Standart Teşekkür

Rahat oldumuz zmn Allaha dua etmeliyiz.
chees19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Esma’ül Hüsna (Allah’ın isimleri) Açıklamalı Resimler ibrahim21 Silinen Konular ve Mesajlar 0 08.11.2008 09:06
Allah’ı bu dünyada niçin göremiyoruz? muhakemat İnanç Tartışmaları 15 18.10.2008 14:06
‘19 Mayıs Allah’a isyan’ **kevsersuyu** Silinen Konular ve Mesajlar 5 18.05.2008 02:59
İran’ın ‘Allah adına’ vurdukları KACAKCI SAHAN Haber Arsivleri 0 19.09.2007 17:38

Paylaşmak Özgürlüktür - Arşiv - Yukarı git Web Stats
Rapidshare Uploaded.to Uptal.com Upshare.NET Filefactory.com Anket WinRAR | File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Indir Yeni Albüm Albüm Paylasim .Net .Org
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206
Powered by vBulletin® Version 3.7.5 ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:51 .