CAYBURG.COM
İnanç Tartışmaları İnanç Tartışmaları
Cevapla
Alevilik Muhammed Ali'nin Yoludur Bu konu 76 defa okundu ve 0 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 08.05.2008, 20:00   #1
Cakabey
Guest
Standart Alevilik Muhammed Ali'nin Yoludur

Anadolu Aleviliğine kendilerince bir yorum getirip yeni Orta doğu projesi çerçevesinde İslam dışı göstermek isteyenlerin arka kapılar ardında hazırladıkları planlar gelip gündeme oturdu. Demir perde ülkelerindeki kapalı rejimlerin yıkılması kendi içlerindeki çürümüşlüğün gün yüzüne çıkmasıyla Lenin’ci Mao’cu kominist rejimlerin kapitalizme karşı ayakta duramaması sonucu dünya tek kutuplu bir oluşuma gebe kaldı. Bu gelişmeler dünyanın jandarmalığına ABD yi getirdi. ABD nin karşısında zaruri bir genişleme sürecine giren AB ise yine ABD ye bağlı kaldı. Bugün Avrupanın her ülkesine vizesiz giren ABD vatandaşlarına,ABD kapıları ise ne yazıkki AB vatandaşlarına vize alma zaruriyetiyle açılmaktadır.

Tıpkı Türkiye ile AB ülkelerinin durumu gibi.
Bir zorunlu genişleme sürecine giren AB Ekonomik olarak Türkiye’nin gerisinde bulunan bir çok ülkeyi sırf dinlerinden ötürü üyeliğe kabul etti. Yıllar önce AB ye müracat eden Türkiye’nin üyelik baş vurusu sürüncemede bırakıldı. Nihayet bir tarih verildi fakat bu tarihe kadarda Türkiye,içten ve dıştan çeşitli planlar harekete geçirilerek çökertilmeye çalışılmaktadır. Gerek içerde gerek dışarda bir takım piyonlar kullanılarak Türkiye’nin etnik yapısı ve inanç mozaiği üzerinde oynanan oyunlarla bir iç savaş ortamı yaratılmak istenmektedir.

Bu gizli şer odakları daha öncede Silah ticareti yapmak ve savaş ekonomisi yaratarak Doğu ve Güney Doğuda oluşturdukları terör ortamıyla on binlerce vatan evladının ölümüne sebebiyet vermişlerdir.
Bu terör belası hala güncelliğini korumakla beraber daha öncede Kahraman Maraş’ta,Çorum’da,Sivas’da ve gazi mahallesinde tezgahladıkları planlar hayata geçirilmiş olup faşist ve gerici şer odakları din elden gidiyor diye kullanılarak Kızılbaşlara ölüm fermanlarıyla ülkemiz bir çıkmaza sürüklenmek istenmiştir.

Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar ülkeyi yönetenlerin Anadolu mozaiğini inkar etmeleri “Türkün Türk den başka dostu yoktur” gibi kendileri dışındaki her kesi düşman görmeleri,kendi vatandaşına güven duymamaları,devlet insanlar için vardır, insanlar devlet için değil, anlayışını idrak edemedikleri gibi,içe kapanık bir politika izlemeleri, Laikliğe rağmen Sunni İslamın hanefi mezhebini temsil eden diyanet işleri başkanlığını anayasal bir kurum olarak kabul etmeleri,sunniliğin dışındaki bütün inanç örgütlerini,tarikatları,mezhepleri yasaklatarak tek tip insan yaratma hedefleri tutmamıştır.

Tek tip insan yaratma planının mimarları olan Jön Türkler insanın doğasında olan inancına ve etnik kimliğine olan bağlılığını hiç heseba katmamış olmalılarki yıllara varan bu asimilasyon politikaları tutmamış,tutmadığı gibi Ülkemiz insanı bundan çok zarar görmüştür. Asimile çalışmalarının kan ve terör getireceğini düşünememişlerdir. 80 yıllık cumhuriyet tarihimizde tarifi imkansız hadiseler yaşanmıştır. Dersimde,Kerbeladan beter bir katliam yapılmıştır. Nice anaların göz yaşı kan seli olup akmıştır. Buna sebep verenler elbette er veya geç bu kan selinde boğulacaklardır. Binlerce ananın ahını alan bu katliamın organizatörleri ve onların evlatları bu ahın altında can vereceklerdir.

Türk hükümetlerinin basiretsiz siyasal yaklaşımları ülkeyi Türk İslam sentezi esasına bağlı olarak yönetmeleri sonucu Anadolunun farklılıkları zenginlik olarak algılanmamış tam tersine 12 Eylül faşizminin cuntacı generalleri Aleviliği Türkiye’nin geleceği için potansiyel tehlike olarak ilan etmişlerdir.

Aleviliği asimile etmek için din dersleri seçmeli ders olmaktan çıkarılıp zorunlu hale getirilmiş olup her Alevi köyüne bir cami yapılarak ve sunni imam tain edilerek hedefler gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.

Kısmide olsa bazı bölgelerde başarı elde edilmiş Aleviler sunnileştirilmiştir. Tam olarak olmasa bile hem cem evine hem camiye giden,hem Muharrem orucu hemde Ramazan orucu tutan Alevilerin sayısı azımsanmayacak kadar çokdur.
Bir kaç yıl öncesine kadar içanadoluda rastlanan bu tür çalışmalar günümüzde artık Dersime kadar yayılmış olup Pirini,Mürşidini,ikrarını inkar eden Dersimliye bile rastlamak mümkün olmuştur.Bu acı gerçekler karşısında yüreklerimiz yanmaktadır inancımız adına.

Sivas katliamından sonra Aleviler örgütsel anlamda birlik olabilme çalışmalarına hız verdiler. Direk Alevi ve cem kelimesini yasal olarak kullanamasalarda Alevi inanç önderlerinin isimlerinden hareketle çeşitli dernekler ve vakıflar kurdular. Hacı Bektaş Veli dernekleri,Pir Sultan dernekleri yada cem vakfı gibi. CEM vakfınının ismi Alevi inancının adından hareketle alınmış olsada Cem kelimesinin yasalar önündeki açılımı CUMHURİYETÇİ EĞİTİM VAKFI dır. Yani Alevi ibadeti olan cem le ilgili değildir en azından yasalar önünde bu böyledir fakat gönüllerdeki yeri elbetde farklıdır.

Devlet Alevileri sürekli kullanmak istediği için Alevi inancının yaşatılması alanında hiç bir yasal zemin oluşturmamış yapılan faaliyetlere göz yummuş işine gelmediği anlarda yasaları harekete sokarak dozerlerle panzerlerle cem evlerine girip yıkmak istemiştir. Tıpkı İstanbulda Tayyip Erdoğan ın belediye başkanlığı döneminde yapıldığı gibi.
Ve bütün Alevi dergahları müze olarak kullanılmakta kendi inanç merkezlerine girmek isteyen Alevilerden giriş ücreti alınmaktadır. Tekke ve zaviyelerin ilgası kanununa göre kapatılan bu Alevi inanç merkezleri her sene düzenlenen anma törenlerinde Sağcısından tutunda sözde solcusuna kadar hepsinin siyasi şov arenasına dönüşmektedir.
MHP liler dahi bu törenlere katılarak ellerindeki kanlarla Hz Pirin o engin insan sevgisine yakışmamaktadırlar.

Bu asimile ve Aleviliğin içini boşaltmak için sözde bir takım eski solcu ve Ateistlerde Avrupadaki Alevi örgütlerine sızarak görevleri gereği Alisiz,Muhammedsiz,Kuransız,Aleviliği,ve yol ulumuz Şahlarin Şahı İmam Aliye katil ali diyebilecek kadar küçülen söylemleri dillendirmeye başladılar.

Bu sözde solcu geçinenlerde 12 eylül dönemi öncesi Türkiye’ye Kominizmi getirmenin tek çaresinin silah kullanmak olduğuna inanmışlardıki,o dönemde de bir çok silahlı ve ölümle biten çatışmaları bugünkü gibi hatırlamaktayım. Radyodan aldığımız ajanslarda hemen hemen hergün bu tür ölüm haberlerine kulaklarımız alışmıştı. Ülke sağ sol çatışmasından korkunç bir uçuruma gidiyordu. Ülkemizin içine sürüklendiği bu iç savaş tehlikesinin suçlusu o gün silahlı mücadeleyi savunan her kesin suçudur. Sağcısıda solcusuda bu durumda suçlu olmaktadır. Fakat bugün solculara sorsan biz nefsi müdafa için silaha sarıldık diyeceklerdir ki tıpkı sağcılarında dediği gibi.

Yanlış olan o dönemde 12 eylül generallerinin solcuları silindir gibi ezip yok etmesi sağcılarıda desteklemesidir. Madem ülkeyi huzura çıkarma adına ortaya çıktılar bütün toplum katmanlarına aynı mesafede yaklaşmaları gerekirdi. Ne yazık ki sadece sola ve Aleviliğe yönelik yapılan bir darbe oldu.
Şimdi o gün silahın kullanılmasına ve insan öldürülmesine karşı olmayanlar,1400 sene önce İmam Alinin savaş ortamlarında gösterdiği üstün kahramanlıkları katillikle suçlamaktalar.
Mustafa Kemal Atatürk’te Yunanla savaşırken ülkesini düşman işgalinden temizlerken katilmi oldu oldu şimdi bu söylemlere göre.

Planlı yürütülmekte olan Şii,Sunni ve sözde solcu ateist misyonerleri el birliği yaparak Aleviliği içten çökertme çalışmalarını hızlandırmış olup Aleviler içerisinde de kendilerine piyon bulmuşlardır. Artık Cem evlerinde Ramazan bayramı İbadeti yapılmakla birlikte Mevlevi semahlarıda dönülmektedir.
Cem ibadetlerinde başları kapalı adeta tesettür kıyafetli genç bacılarımız ve kardeşlerimizin bir halk oyunu sergiler gibi semah döndürülmesi Alevilik adına utanç vericidir.

Cemlerde Semah dönülürken En fazla 5 canın ,ki bunlarda yaşlı ve kamil analardan ve babalardan olması gerekir. Bu koşul ayaklar altına alınmış olup tam bir tiyatro sahnesine dönderilmiştir cemler.

Sivas katliamı sonrasında örgütleşen Aleviler kendi içlerinde bir birlik sağlayamadıkları gibi giderek bölünüp parçalanmışlardır. Bir örgüt diğerini beğenmemekte onu hainlikle,Aleviliği satmakla yada başkalaştırmakla suçlamaktadır. Ve bugüne kadar hiç Alevilik derdi olmayan bir takım sözde yazar ve araştırmacılar gündeme oturan Alevilikten rant elde etmek için yada Yeni Orta doğu projesi çerçevesinde kendilerine verilen görevleri neticesinde Aleviliği asırların söylemlerinden uzaklaştırıp başkalaştırmak istemektedirler.
Alevi yolu erkanı hakkında 1950 lerden bu yana çeşitli kaynak kitaplar yayımlanmakta ve bunların yanı sıra araştırma kapsamlı eserlerde çeşitli baskılara rağmen elden ele geçerek okunmaktaydı.

Bunların başında başlıca kaynak olarak görülen ve 1958 de Sefer Aytekin tarafından yayımlanan MENAKI-ÜL ESRAR BEHÇET-ÜL AHRAR adlı İmam Cafer Sadık’a mal edilen aslında Erdebil tekkesinde Şah Tahmbas zamanında Bisati tarafından yazılan kitap gelmektedir.

Seyyid Hüseyin Gaybi’nin Hutbetul Beyanı,1400 ila 1500 yılları arasında yaşamıştır yazar.

Kerbela vakasını ölümsüzleştiren Fuzuli babanın HADİKATÜSSÜEDA’sı (Saadete ermişlerin bahçesi)

KENZÜL MESAİP (Kumru)

HZ. ALİ’NİN FAZİLETME’si

HÜSNİYE

ŞEYH SAFİ BUYRUĞU

MAKALAT-I ve VELAYETNAME-İ HACI BEKTAŞ VELİ

GÜLZARI HASANEYN

EBA MÜSLİMİ TEBERDAR’ın cenk kitapları

Hz Alinin Savaşlarını anlatan Hayber Kalesi,Billuru Azam ve Haver Zemin cengi kitapları

Muhammed Hanefinin cenk kitapları

Battal Gazi Cenklerini anlatan kitaplar

Alevi Bektaşi halk ozanlarının cönklerinden aktarılan deyişler,nefesler,düazlar ilk akla gelen kaynak eserlerdir.

Bunların yanı sıra Mirat-ül Makasit yazarı Ahmet Rifat,Murat Sert Oğlu, Nezihe Araz,Ziya Şakir,Mehmet Tevfik Oytam,Abdül Baki Gölpınarlı,Enver Behnan Şapolyo,Rüşdü Şardağ,Mehmet Eröz,1966 da Abdül Vahap Dehmen,Avukat İbrahim Kamil Karaman,Lütfullah Ahmed,Besim Atalay,Fuad Köprülü (Tasavvufi araştırmalarıyla tanınır.) ve şu an isimlerini hatırlayamadığım bir çok araştırmacı yazar Alevi Bektaşiliğe dair kitap yazdılar. Özellikle Ziya Şakir bu işi ticari olarak yaptığını kendisi kendi hatalarıyle ele vermiştir. Aleviliğe dair yazdığı kitaplarda Alevi bir kimliğe sahip olan Ziya Şakir Sunniliğe dair yazdığı kitaplarda ise Sunni bir kimliğe bürünen bir yazar görünümü vermektedir.
1990 lardan itibaren ise yerden mantar biter gibi Alevi araştırmacıları ortalıkta dolanmaya başladılar ve kitap üstüne kitaplar yayımlanmaya başlandı ve bu alanda iş ticarete dönüştü.

İsmet Zeki Eyüpoğlu,Mehmet Ali Derman,Haydar Kaya,Ethem Ruhi Fığlalı,Abdul Kadir Sezgin,Ömer Uluçay,Battal Pehlivan,İlhan Cem Erseven,Haydar Kaya,Nejat Birdoğan,İrene Melikof,Anton Josef Dıerl,Jonh Kingsley Birge (Kitabı Türkçeye çevrilmiştir) Suraiya Faraqhi,Baki Öz,Cemal Şener,Rıza Zelyut,Bedri Noyan Dedebaba,Mehmet Yaman,Ali Yaman,Burhan Bozgeyik,Faik Bulut,Oral Çalışlar,Niyazi Öktem,Esat Korkmaz,Yaşar Nuri Öztürk,İsmail Özmen,Aziz Yalçın,A.Celaletdin Ulusoy,Ali Duran Gülçiçek,Lütfi Kaleli,Raşit Tanrı Kulu,R.Yörükoğlu,Yusuf Şahin,Cemşit Bender,Abdul Kadir Duru,Mehmet Kırkıncı,Murtaza Dinçer,Ayhan Aydın gibi daha bir çok kişi Aleviliği araştırma adına kitap yazan sunni ve Alevi yazarlar oldu.

Bu saydıklarımız içinde elbetteki çok değerli akademik araştırma yapan yazarlar var. Lakin Bunlardan bazıları bilerek Aleviliği tarihinin ve gerçeğinin dışına sürükleyenler olduğu gibi Asimile etmek içinde kaleme sarılanlar oldu. Abdül Kadir Sezgin,İrene Melikof,Nejat Birdoğan İsmet Zeki Eyüboğlu ve Faik Bulut bunlardan bir kaçıdır.

Ve devir döndü günümüze geldi dayandı, Nejat Birdoğanın İsmet Zeki Eyüboğlunun ve Faik Bulutun ektikleri tohumlar yeşerdi ve bu seferde Erdoğanların icat ettiği yeni bir Alevilik yolu keşfedildi. Erdoğan Aydın ve Erdoğan Çınar Alevi inancı alanında başımıza uzman kesildiler ve Ta Kubbe-i Rahmanda verilen ikrar üzere kurulan yolumuzu yeniden keşfetmeye başladılar. İsimlerini özellikle önceden vermediğim iki değerli Alevi önderi Olan Halil Öztoprak ve Şinası Koç dedenin yaptıkları onca hizmet verdikleri onca mücadele ayaklar altına alınıp Alevi inancı aslından koparılıp yozlaştırılmaktadır bunlar tarafından.

Alevi inancının en temel kaynakları görmezden gelinerek,inkar edilerek,deyişleri nefesleri yalan yanlış kendi fikirleri doğrultusunda yorumlanarak yeni bir Alevilik üretilmektedir ve karşımıza çıkarılan bu yeni Aleviliğin

Allahı yok

Peygamberi yok

Kitabı yok,

Alisi uydurma bir Ali,aslında olmayan sadece bir mitolojik kahraman.

Devriye ve südur çerçevesinde özünden saptırılmış bir inanç.
İslam diye görülen Emevi Abbasi Arap hezeyanı ve Alevilik bunun içinde değerlendirilmek istenmekte.

Yunusun ve diğer Alevi ozanlarının deyişleri batini mana içeren nefeslerini anlamayanlar aklı sıra bir yorum getirerek bakın Alevilik Sümer,Mazdek,Zerdüşd,Hint Kültüründen gelmektedir ve Alevilik İslam dışıdır İslamla alakalı değildir sadece ve sadece yaşayabilmek için İslam kılıfına bürünerek Takiyye yapmıştır. İslamda devriye yoktur,cem yoktur,semah yoktur,İslamın beş şartı vardır bunlardan hiç biri Alevilikte yoktur,Alevilik İsim olarak Anadoluya son iki yüzyıldır gelmiştir öncesinde kadim inancın devamı olan Kızılbaşlık,Işıklık gibi adlar vardır. 16ıncı asır öncesinde Anadoluda Alili ve 12 imamlı deyişler yoktur ama devriye deyişleri vardır buda demektirki Alevilik İslam öncesi bir kadim inançtır gibi bir takım görüşler ileri sürülmektedir. Yeri ve sırası geldikçe bütün bu konuları tek tek ele alıp inceleyeceğiz.

Burada dikkat çekmek istediğim bir nokta varki İmam Aliye tıpkı Muaviye gözüyle bakılmakta ve Yezit hainliği ile saldırılmaktadır.

Şimdi bu iddia edilen konuları tek tek ele alırken bizler Anadolu Aleviliğinin zahirsel anlamda tarihi süreç içerisinde doğuşunu gelişimini ve bizlere kadar gelişini biraz irdeleyelim.

Zahirsel olarak Alevilik Hz Muhammedin Risaletinin ve Nübüvvetinin tebliği ile başlamıştır.

Hz Muhammed bir çok hadisinde kendisinden sonra varisinin İmam Ali olacağını buyurmuşlardır ve bunu çeşitli vesilelerle dile getirmişlerdir. Gadir hum mevkiinde İmam Aliyi müminlerin mevlası olarak ilan etmesi en çok bilinen tarihi bir hakikatdir. Burada bu konuların detayına fazlaca girmeden Hz Muhammedin hadislerinden ve Kuranı Kerim ayetlerinden anladığımız, İmam Ali’nin imametinin velayetinin,Nübüvvetden sonra devam edecegidir.

Ben kimin mevlası isem Alide onun mevlasıdır.

Aliyi seven beni sever beni seven Allah’ı sever, Aliye buğz eden bana buğz eder bana buğz eden Allaha buğz eder.

Aliyi ancak müminler sever Münafıklar ona buğz eder.

Aliyi sevmek imandandır.

Allahım Aliyi dost tutanı sende dost tut,Aliye düşman olana sende düşman ol.

Aliyi zikretmek ibadetdir.

Alinin cemaline bakmak ibadetle eşdeğerdir.

Ali gibi yiğit Zülfikar gibi kılıç yoktur.

Ali Kuranı natıkdır.

Konu Cakabey tarafından (08.05.2008 Saat 20:17 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Hz. Ali'nin Duası **kevsersuyu** İnanç Tartışmaları 9 08.10.2008 04:06
Hz. Ali'nin Zülfikar-ı cemcan97 Silinen Konular ve Mesajlar 1 07.05.2008 11:54
Kimyasal Ali'nin idamı onaylandı gantepli27 Haber Arsivleri 2 04.05.2008 18:15
Ben Ali'nin Yalancısıyım Gece..MasaLi Şiirler 9 17.04.2008 19:31
Fethi Giray - Rizeli Ali'nin Hikâyesi att105 Sairlerimizden Siirler 6 16.04.2008 19:29

Paylaşmak Özgürlüktür - Arşiv - Yukarı git Web Stats TOPlist
File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Vaylo Yeni Albüm Albüm Paylasim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192
Powered by vBulletin® Version 3.7.4 ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:04 .