![]() | |
| | ||
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Her sene "Kandil Geceleri" adı altında "kutsal veya mübarek" olarak ilan ettiğimiz geceleri kutluyoruz. (Rebiyülevvel'in 12. günü Mevlid Kandili, Receb'in ilk cuması Regaib Kandili, Receb'in 27. günü Mi'rac Kandili, Şaban'ın 15. günü Berat Kandili ve Ramazan'ın 27. gecesi Kadir Gecesi.) Geçen hafta da Berat Kandili'ni kutladık. Bu gecelerin Kur'an, Sünnet ve tarih açısından değerlerini ele almak gerekir. Bugün Berat Kandili'ni ele alalım. Bu gecenin "kutsal/mübarek" olduğunu iddia edenler, 44/Duhân Sûresi'nin 3. ayetini delil olarak gösteriyorlar: "Gerçekten Biz onu mübârek bir gecede indirdik"... Taberi'nin yer verdiği bilgiye göre, ilk müfessir sahabelerden İkrime, bu gecenin Şaban ayının 15. gecesine tesadüf eden Berat Gecesi olduğunu söylemiştir. Buna kail olan bazı müfessirler de Kur'an-ı Kerim'in, Levh-i Mahfuz'dan dünya semasına bu gece topluca indirildiğini (inzal), Kadir Gecesi'nde ise parça inmeye başladığını (tenzil) öne sürmüşlerdir. İkrime'den böyle bir görüş nakledilmişse de Kur'an'ın Ramazan ayında inmeye başladığı ayetle sabittir: "Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'ân onda indirilmiştir." (2/Bakara, 185) Kur'an'ın Ramazan'daki Kadir Gecesi'nde indirildiği yine ayetle açıkça bildirilmektedir: "Gerçek şu ki, Biz onu Kadir Gecesi'nde indirdik." (97/Kadir, 1) Bunu destekleyen bir hadis de şudur: "İbrahim'in sahifeleri Ramazan'ın ilk, Tevrat altıncı, Zebur on ikinci, İncil on sekizinci gecesi indirildi. Kur'an ise Ramazan'ın yirmi dördüncü gecesinden sonraki gece indirildi." (Müsned, IV, 107) Bir başka önemli husus, Kadir Sûresi'nde Kadir Gecesi'nden bahseden ayetler ile bu ayet (44/Duhân, 3) arasındaki uygunluk ve anlam birliğidir. Cenab-ı Hak, bu geceyi kastederek "Her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir." buyurur; Kadir Sûresi'nde de "(Melekler) Rablerinin izniyle her bir iş için inerler." (Kadir, 4) buyurulur. Yine bu ayette, "Rabbinden bir rahmet olarak" denirken, Kadir Sûresi'nde "Fecrin çıktığına kadar bir esenliktir (selam)." (97/Kadir, 5) buyurulmaktadır. Bu üç önemli husus Kur'an'ın Şaban'ın 15. gecesinde değil, Ramazan'daki Kadir Gecesi'nde indirildiğini açıkça göstermektedir. Şu halde Zemahşeri ve başkalarının -Elmalılı da buna kaildir- "Kur'an'ın Levh-i Mahfuz'dan yazılmaya başlanması Berat Gecesi'ndedir, yazma işi Kadir Gecesi'nde biter." şeklindeki iddialarının ikna edici bir temeli yoktur. Bundan hareketle Kadı Ebu Bekr ibn. Arabi, "Kim Kur'an'ın (Kadir Gecesi'nden) başka bir zamanda indiğini iddia edecek olursa, Allah'a karşı büyük bir iftirada bulunmuş olur. Şaban'ın ortası (gece) ile ilgili ne faziletine dair ne de o gecede ecellerin yazıldığına dair dayanak teşkil edecek bir hadis vardır. Bu tür rivayetlere iltifat ve itibar edilmez." demiştir. Razi de bu ayette geçen "mübarek gece"nin Şaban'ın ortasındaki gece olduğunu sanmadığını söylemektedir. Kur'an ve Kur'an'ın inişiyle ilgili durum bu merkezde iken, Müslümanlar arasında büyük rağbet gören Berat Gecesi'nin önemi nereden gelmektedir? Berat kelimesi, Arapça "berâet" kelimesinden türeme olup borçtan, suçtan, cezadan, hastalıktan kurtulmak; iyileşmek; uzaklaşmak; temizlenmek anlamlarına gelen Türkçe bir kelimedir. Kelimenin kök anlamı, "kurtulmak, iyileşmek"tir. Ayrıca, "yazı, belge" anlamında da kullanılmıştır. Daha geniş anlamda berâet, "günahlardan, kötülüklerden arınmak; temize çıkmak, İlâhî af ve rahmete erişmek" demektir. Bundan başka Berat Gecesi şu isimleri de almıştır: "Şaban'ın yarısı gecesi (Leyletü nısfi Şa'bân), Mübarek gece (Leyle-i mübareke), Rahmet gecesi (Leyle-i rahme), Vesika gecesi (Leyle-i sakk), Belge, ferman gecesi (Leyle-i berat, Leyle-i ferman)". Gecenin hadisler açısından bir kritiğini yapmak ve ona yüklenen anlamların hadisler tarafından desteklenip desteklenmediğine bakmak gerekir. Bu gecenin mübarek olma vasfıyla ilgili rivayet edilen hadisler vardır. Bunların bir kısmı "zayıf" olup kitabına alanlar tarafından güvenilir kabul edilmemişlerdir. İbn Mace ve Tirmizi'nin kitaplarına aldıkları iki hadis şöyledir: 1) "Şaban ayının yarısı olunca gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçirin. Allah, güneş batınca (rahmetiyle) dünya göğüne (semasına) tecelli eder ve şöyle der: 'Benden af dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim.' Bu, böylece 'var mı, var mı.." diye şafak sökünceye kadar sürer." (İbn Mâce, İkâmetu's-salât, 191; Beyhaki, Şuu'bu'l-iman, III, 359) 2) "Allah, Şaban ayının on beşinci gecesi, dünya göğüne tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok kulunu affeder." (Tirmizî, Savm, 39) Kurtubi, İbn Mace'nin hadisindeki sened zincirinde yer alan Ebu Bekr b. Abdullah b. Ebi Sabre'nin "hadis uydurmakla" itham edildiğini söyler. Tirmizi de, kitabına aldığı bu hadisin "zayıf" olduğunu söylemiştir. Ancak Müslim'in "Sahih"inde yer verdiği bir hadis vardır. Hadis şöyledir: Hz. Aişe, Hz. Peygamber (sas)'in bu gece (Şaban'ın 15. gecesi) Baki Mezarlığı'nı ziyaret ettiğini söyler: "-Ey Aişe, sen gördüğünde bana Cebrail geldi ve seslendi. Ben onu senden gizledim. Ona cevap verdim. O, sen elbiseni çıkardığın için yanına girmiyordu. Uyuduğunu sandım, seni uyandırmayı doğru bulmadım, heyecana kapılmandan korktum. Cibril bana dedi ki; "Rabbin senin Baki Mezarlığı'na gitmeni ve onlar (orada yatanlar) için bağışlanma istemeni emrediyor." Ben; "Onlar için nasıl dua edeyim?" deyince, buyurdu ki; "Şöyle (dua et): Mü'min ve müslimler diyarının insanları! Size selam olsun. Allah bizden önce gidenlere ve bizden sonrakilere merhamet etsin. İnşallah yakında biz de sizlere kavuşacağız." (Müslim, Cenaiz, 103) Nesai'de Hz. Aişe'nin Peygamberimiz'i gölge gibi izlediği, ondan önce gelip yatağa girdiği, hızlı nefes alışverişinden dolayı kendini ele verdiği, bundan sonra Şaban ayının bu gecesiyle ilgili olayın aynı cümlelerle nakledildiği belirtilir. (Nesai, Emri bi'l-İstiğfar li'l-Mü'minin, 103) Yine Hz. Aişe'den gelen bir rivayette şöyle denmektedir: "Allah'ın Elçisi'nin Şaban ayındaki kadar oruçlu olduğu bir ay görmedim." (Müslim, Sıyam, 175) Hz. Peygamber (sas), bir kişiye "Sen bu ayın ortalarında oruç tuttun mu?" diye sordu. O kişi, "Hayır, tutmadım." deyince, Hz. Peygamber, şöyle buyurdu: "Öyleyse, Ramazan'dan çıkıp iftar ettiğinde (bayramdan sonra), o tutmadığın oruç yerine, iki gün oruç tut." (Müslim, Sıyâm, 200) Ahmet ibn Hanbel'in yer verdiği bir rivayete göre, Şaban'ın 15. gecesi "Allah bütün Müslümanları bağışlar. Yalnız kâhin, büyücü, çok kin tutan, içkiye düşkün olan, anne ve babasıyla ilişkisini kesen ve zina düşkünü kimseler hariç." (Müsned, II, 176) Bu rivayetlerden Şaban ayına özel bir önemin verildiği anlaşılmaktadır. Bu gece tövbe istiğfar edilmesi, namaz kılınması, Kur'an okunması hiç kuşkusuz güzel davranışlardır. Kabir ziyaretine gitmek, ölülere dua okumak da bu günün anlamıyla uygunluk arz eder ve sevaptır. Ancak yine de Şaban'ın 15. gecesinde Allah'ın varlık âlemi veya dünya ile ilgili bir yıllık işleri meleklere havale edip sanki bir kenara çekildiği hakkındaki rivayetler güvenilir değildir. Bu gecenin kutlanması ile ilgili âdet de ne sağlam bir hadise ne bir sahabi sözüne dayanır. Yine bu geceye özgü ibadetler ihdas etmek, özel seremoniler ve kutlamalar çıkarmak ve bunları her sene dinin bir emri veya Peygamber sünnetinin ihyasıymış gibi tekrar etmek doğru değildir, dinde bid'at icat etmek anlamına gelir. Meselenin bir de tarih ve âdetler yönü vardır. Benzer bir kritik diğer dört gece (Mevlid, Regaib, Mi'rac ve Kadir Gecesi) için de yapılmalıdır ve esasında dikkatli bir çalışma yapıldığında, özellikle Türkiye'de her sene artık "dinin kesin bir emri, fıkhi bir vecibeymiş" gibi kutladığımız özel gecelerin aslında hem İslam'ın iki ana kaynağı (Kur'an ve sünnet) tarafından "kutsal" ilan edilmedikleri, "Kur'an'ın kendisinde indirildiği, bin aydan daha hayırlı ve meleklerle ruhun onda Rablerinin izniyle her bir iş için indiği" (97/Kadir, 1-4) ve bu özelliğiyle "mübarek/kutlu" olarak nitelendirilen (44/Duhan, 3) Kadir Gecesi'nin "mübarek" oluşunun diğer dinlerdeki "kutsallık telakkisi"nden çok farklı olduğunu görmüş olacağız. Açık ki, dinde aşırıya gitmek makbul bir tutum değildir. Her şeyi, kendi tabii sınırları içinde ele almak, ne fazla ne eksik, Kur'an ve onun tebliğcisi Hz. Peygamber (sas) tarafından nasıl tebliğ edilip öğretilmişse, o kadarıyla almak gereklidir. Aksi halde kendimiz kendi ellerimizle dine müdahalede bulunmuş, işimize geldiği veya hoşumuza gittiği gibi dinde bazı ilave veya eksiltmelerde bulunmuş oluruz. Bizden önceki din mensupları da -ya kasıtlı veya iyi niyetle, ama- tam da bu şekilde dinlerini değiştirmişlerdi. Bazı bilginlerin muhtemelen iyi niyetle zamanlarına ait bir maslahat gözeterek, ancak yeterince tahkik etmeden adına "kandil geceleri" denen gün ve gecelerle ilgili söyledikleri muhakkik âlimler tarafından eleştirilmiştir. Mesela İmam Gazali'nin "İhyau Ulûmu'd-Dîn" adlı değerli eserine aldığı rivayet ve nakiller bu türdendir. Gazali'nin "Bu gece her rekatta Fatiha'dan sonra 11 İhlas okunmak suretiyle kılınacak yüz rekat veya her rekatinde Fatiha'dan sonra 100 İhlas okunan 10 rekat namazın çok sevap olduğuna dair naklettiği rivayet" (İhya, I, 555 vd.) Zeynuddin el Iraki ve İmam Nevevi gibi âlimler tarafından uydurma olarak nitelendirilmiştir. Mevzu hadisler konusunda çalışması olan Aliyyu'l-Kari de, bu rivayetin uydurma olduğunu belirttikten sonra, Berat Gecesi namazının miladi 1010 (H. 400) yılından sonra Kudüs'te ortaya çıktığını söylemektedir. Araştırmalar, kandil gecelerinin sonraki dönemlerde ihdas edildiğini ortaya koyuyor. Miladi IX. (H. III) yüzyılda yaşayan Fakihi, Mekke'de halkın Berat Gecesi'ni Mescid-i Haram'da namaz kılmak, Ka'be'yi tavaf etmek ve Kur'an okumak suretiyle ihya ettiğini söyler. XI. yüzyıldan itibaren Şam'da Emeviler Camii'nde Berat Gecesi'nde kandiller yakılmış, bid'at nitelendirilmesine rağmen bu âdet devam ettirilmiştir. İbn Kesir, "Halka Berat Gecesi'nde ilk tatlı dağıtan kişi Selçuklu veziri Fahrulmülk'tür." der. Osmanlılarda II. Selim döneminde (1566-1574), camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakıldığı için bu gecelere (Mevlid, Regaib, Mi'rac, Berat, Kadir) "kandil geceleri" denilmiştir. (Nebi Bozkurt, Kandil md.; Halit Ünal Berat Gecesi md. DYA) Yukarıda değinildiği üzere bu gecelerde namaz kılınması, Kur'an okunması, dua ile Allah'tan af ve bağışlanma istenmesi, İslami bilginin artırılması amacıyla sohbet toplantılarının düzenlenmesi kuşkusuz güzeldir. Şaban'ın 15. gecesiyle ilgili Müslim'de yer alan Hz. Aişe'nin hadisi bu gibi tutum ve davranışları teşvik eder. Ancak bu çerçeveyi aşan kutlama ve seremonilerin sakıncaları da yok değildir. Dinin, yılın belli başlı birkaç gecesine hasredilmesi; modern toplumdaki tüketime ve pagan seremonilere hizmet etmek üzere icat edilen günlere veya Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki bazı gün ve özel kutlamalara nazire olsun diye İslam'da olmayan âdetlerin ihdas edilmesi; dinin bu gecelerde şekilden ibaret ritüellere dönüştürülmesi sağlıklı bir tutum değildir. Bazı zamanlara, gün ve gecelere Kur'an'ın ve Peygamber'in atfetmediği kutsallıklar atfetmek de dinin tasvip ettiği bir usul ve tutum değildir. | |
| | |
| cdonmez Kullanicisinin Bu mesaj'ina 3 üye tesekküpr etti: |
| | #2 |
| Sen nasil olurda Berâat Kandilini inkar edersin ??? Nerden cikariyorsun yok olduguna dair böyle biseyi ??? al sana kaniti varmiymis yokmuymus Berâat Kandili...bidahada böyle bi inkara kalkisip insanlarin aklini bulandirma.. yoksa hesap günü sorguya cekilirsin Yüce Allah tarafindan ben uyarayimda uyarilmadim deme sonra !!! BERÂAT KANDİLİ Üç ayların ikincisi olan Şaban ayının on beşinci gecesidir. Berâat gecesinde, beşerin kader programı nev’inden bir İlâhî icraat yapıldığı için, bu gece Kadir gecesi kudsiyetindedir; ve bütün senenin bir çekirdeği hükmündedir.42 Bu gece mahlukatın bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, ihya veya imate edileceklerine, ecellerine ve hacıların adetlerine dair Allah tarafından meleklere malumat verileceği beyan olunmaktadır. 43 Beraat, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelir. Sahih hadîslerin beyanına göre: Şaban ayının on beşinci gecesi tevbe eden mü’minler, Allah’ın afv ü mağfireti ile günahlarından ve dolayısıyla Cehennem’den berâat edecekler, kurtulacaklardır. Şaban’ın ortasındaki geceye Berâat isminin dışında; mâ'nen verimli, feyizli, bereketli ve kutsi bir gece olduğu için Mübarek Gece; iyi değerlendirildiği takdirde günahlardan arınma ve suçlardan temize çıkma imkânı taraf–ı İlâhî’den verildiği için Sâk (Berâat, Ferman, Kurtuluş Belgesi) Gecesi; Lutf u ihsanı aşkın, afv ü merhameti engin olan Allah’ın ikram ve iltifatlarına erişildiği için de Rahmet Gecesi de denilmiştir.44 Berâat gecesinin mübarekiyet ve hususiyeti hakkında sahih hadîs–i şerîflerden bir–ikisi şöyledir: “Allah Tealâ, Şaban ayının onbeşinci (Berâat) gecesinde –rahmetiyle– dünya semasına iner, orada tecelli eder ve Kelb Kabîlesi'nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok sayıda günahkârı affeder.”45 Başka bir rivayete göre de Hz. Peygamber: “Şaban’ın ortasındaki (Berâat kandili) geceyi ibadetle ihya ediniz, gündüzünde de oruç tutunuz. Allah Tealâ o akşam güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen, onu affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der.” buyurmuştur.46 Bir diğer hadîste ise, Berâat kandilinde yapılacak duaların geri çevrilmeyeceği müjdesi verilmiştir.47 Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid–i Aksa’dan Mekke’deki Kabe–i Muazzama istikametine çevrilmesinin Hicret'in ikinci yılında Berâat gecesinde vuku bulduğunu kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır. Bazı müfessirler “Biz Onu (Kur'ân’ı) kutlu bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarırız. O öyle bir gecedir ki, her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile o zaman yazılıp belirlenir.”48 âyetinde belirtilen gecenin Berâat gecesi olduğunu söylemişlerdir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre ise bu gece Kadir gecesidir. Çünkü diğer âyetlerde Kur'ân’ın Ramazan ayında49 ve Kadir gecesinde50 indiği açıkça bildirilmektedir. Bu takdirde Kur'ân’ın tamamının Berâat gecesi Levh–i Mahfuz’dan dünya semasına indiği, Kadir gecesinde de görevli kâtipler tarafından istinsah edilip, âyetlerin Cebrail tarafından Efendimiz (sas)’e peyderpey indirilmeye başlandığı şeklinde bir yorum ortaya çıkmaktadır ki bazı müfessirler bu görüşü benimsemişlerdir.51 Bazı âlimlere göre: Berâat gecesi, emirlerin Levh–i Mahfuz’dan istinsahına başlanır, kâtip melekler bu geceden, gelecek seneye müsaadif ayın geceye kadar olacak olan vak’aları yazar ve bu işler, Kadir gecesi bitirilir. Rızıklarla alâkalı defter Mikail (as)’e; harpler, zelzeleler, saikalar, çöküntülerle ilgili defter Cebrail (as)’e; amellerle alakalı defter, dünya göğünün sahibi ve büyük melek olan İsrafil (as)’e; musibetlere ait nüsha da Azrail (as)’e teslim olunur.52 Rasûlulllah (sas): “Allah Tealâ tüm şeyleri Berâat gecesinde takdir eder. Kadir gecesi gelince de bu şeyleri sahiplerine teslim eder.” buyurmuştur. Berâat gecesinde eceller ve rızıklar; Kadir gecesinde ise hayır, bereket ve selametle alâkalı işler takdir edilir. Kadir gecesinde sayesinde dinin güç–kuvvet bulduğu şeylerin takdir edildiği; Berâat gecesinde ise, o yıl ölecek olanların isimlerinin kaydedilip ölüm meleğinin teslim edildiği de söylenmiştir.53 İslâm kaynaklarında Berâat gecesinde beş hasletin varlığından bahsedilmektedir: 1– Her önemli işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır. 2– Bu gece yapılan ibadetin (kılınan namazların, okunan Kur'ân'ların, yapılan dua ve zikirlerin, tevbe ve istiğfarların), gündüzünde tutulan oruçların fazileti çok büyüktür. 3– İlâhî ihsan, feyiz ve bereketle dopdolu bir gecedir. 4– Mağfiret (bağışlanma) gecesidir. 5– Rasul–i Ekrem’e şefaat hakkının tamamı (şefaat–ı tamme) bu gece verilmiştir.54 Bu gece her tarafı kaplayan rahmet, merhamet ve lütuftan tevbe etmedikleri takdirde şu kimseler istifade edemezler: 1– Allah’a ortak koşanlar. 2– Kalpleri düşmanlık hisleriyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler. 3– Müslümanların arasına fitne sokanlar. 4– Akraba bağını koparanlar. 5– Gurur ve kibir sebebiyle elbiselerini yerde sürüyenler. 6– Anne ve babalarına isyanda devam edenler. 7– Devamlı içki içenler.55 Hz. Peygamber’in Şaban ayına ve özellikle bu ayın içindeki Berâat gecesine ayrı bir önem vererek onu ihya ettiğine dair diğer rivayetleri göz önüne alan çoğu âlimler bu geceyi namaz kılarak, Kur'ân okuyarak ve dua ederek geçirmenin çok büyük sevaba vesile olacağını söylemişlerdir. Berâat gecesi kılınacak namaza Salâtü’l–Hayr/Hayır Namazı denilmiştir. Bu namaz bir çok rivayete göre yüz rek’attir. Her rek’atinde fatiha suresinden sonra on (veya on bir) kere ihlas suresi okunur.56 Bir rivayet göre ise on rek’attir; ve her rek’atinde fatiha’dan sonra yüz İhlas suresi okunur.57 Bediüzzaman Hazretleri talebelerine yazdığı bir Berâat Kandili tebriğinde bu gecenin değeri ve değerlendirilmesi ile alâkalı şöyle demektedir: “Elli senelik bir manevî ibadet ömrünü ehl–i imânâ kazandıran Leyle–i Berâatınızı ruh u canımızla tebrik ederiz.”58 “Bu gelen gece olan Leyle–i Berâat [Berâat Gecesi>, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat–ı beşeriyenin [insanlığın kaderinin> programı nev’inden olması cihetiyle, Leyle–i Kadrin kudsiyetindedir. Herbir hasenenin [salih amelin> Leyle–i Kadir’de otuzbin olduğu gibi; bu Leyle–i Berâat’ta herbir amel–i sâlihin ve her bir harf–i Kur’ân’ın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, Şuhur–u Selâsede [Üç aylar> yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâlî–i meşhûrede [meşhur geceler>, onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'ân’la ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.59 Konu mawi_düs tarafından (03.05.2008 Saat 16:21 ) değiştirilmiştir. | |
| | |
| | #3 |
| mawi_dus arkadaşım sen Kurandan değil çeşitli hadis derlemelerinden ve kitaplardan örnek vermişsin. Fakat burada önemli olan nokta şudur: Kuran-ı Kerim'de sadece Kadir Gecesinden bahseder yani diğer gecelerden bahsetmez. Fakat bu gecelerin kutlanmasında bir sakınca olmamalı bence çünkü bu geceler sayesinde müslümanların birbirleriyle olan münasebetleri gelişiyor. Yani güzel bir şey bence | |
| | |
| exper1, Tesekkür Edenler: |
| | #4 |
| saolun ama bu konu gereksiz bence... İnanlar o gece ibadet yapıor zaten, inanmayanda yapmıorr hepsi bu önemli olan inanmaktir bence | |
| | |
| | #5 |
| Cok komik ya, Dinimiz, Kitabimiz, Hocalar yalani söylüyor yani? | |
| | |
| | #6 |
| Konuyu açan arkadaşın eline sağlık.Hassas konular herkes herkese saygı duymalı ve dozunda kırmadan kavga etmeden tartişmalı öncelikle budur. Ben sadece kur anı ve peygamberi baz alırım onun dışında kim ne yapmış ne kandili çıkarmış beni pek bağlamaz.Ha kötümü diil hiç olmassa bazı insanlar böle günler sayesinde dinleri olduğunu hatirliyor. | |
| | |
| | #7 |
| mawi düş kardeşim yazdıklarını bir daha oku bahsettiklerin tamamen uydurma hadis ve rivayetlerden oluşmakta. kanıt olarak öne sürdüğün Bediüzzamanın beraat kandili tebriği dediğin Kadir Gecesi ile ilgili iyi oku.... "Berâat gecesinde, beşerin kader programı nev’inden bir İlâhî icraat yapıldığı için" böyle bir işin nasıl mümkün. Ya Allah aşkına Rabbi Rahimin program yapmaya ihtiyacımı var yok o gece meleklere bir yıllık program verilir, yok o gece semadan nida eder yok isteyen bunlar tamamen bidat uydurma kardeşim... sana şunu tavsiye ediyorum iyice araştır Küttübi Sitteye bak bir hadis bulabilecek misin? Ayrıca yukarıdaki yazımı iyice okursan hadisi nakledenlere kadar açıklama yapılmış daha ne diyeyim!!! dilediğini yap ama birşeyleri araştırmadan lütfen hemen tabuların yıkıldı diye saldırıya geçme! | |
| | |
| | #8 |
| Kardesim o kadar yazinin icinde laflari cimbizla secmissin pes yani... ya ozaman bu hadisler yalanmi?! ne yani simdi biz bu hadislere inanmayalimmi?! hadissiz kuran anlasilmaz diye bosuna mi diyor ozaman örnegin sayin prof. dr. nihat hatipoglu hoca ?! Demem su ki hadisler bos yere verilmemistir uydurma olanlarda zaten bellidir uydurma olmayanlarda kaynaklarla kanitlanabilir... seninde dedigin gibi iyi arastirmak gerekir... ayrica saldiriya gecmek gibi bi niyetimde yok gayem sana kaynaklarla böyle birseyin var oldugunu aciklamak!!! ben o yaziyi güvendigim bir islami siteden aldim yani uydurma degil güzel kardesim... simdi ismini verirsem reklam yapmis olurum ama eger istersen o sitenin adini elbette verebilirim kaynaklarida orda yaziyor.... saygilarimla... Selam ve dua ile... | |
| | |
| | #9 |
| bizim milet sapitmis! ben nedeyim baska? | |
| | |
| | #10 |
| bi bu eksikti haay Allahim ya akil fikir ver !! | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| "Kutlu Doğum veya Mevlit Kandili gibi kutlamalar uydurmadır, bid’attır." | **kevsersuyu** | Haber Arsivleri | 2 | 09.05.2008 19:54 |
| İmkansız Aşk Yoktur :))) | SaKLaMBaC | Resimler-Videolar-Animasyonlar | 11 | 22.04.2008 15:38 |
| Mevlid Kandili STV özel [Direk İzle Tek Link] | muratcan25 | Dini Film ve Belgeseller | 1 | 31.03.2008 09:45 |
| İslamiyette imam nikahı yoktur... | gantepli27 | Magazin Haberleri | 17 | 15.03.2008 21:02 |
| Giyotin - Ölüm Kandili ( Full Albüm ) | kivancburcu | Türkce Rap & Hip-Hop Albümleri | 7 | 06.12.2007 19:49 |