Sevgi içgüdüselliğe değil anlama dayanmalı Sevgi içgüdüselliğe değil anlama dayanmalı Kendisine gönderilen mektuplarda sevgiye değinildiğini kaydeden Öcalan, sevgiye dair şu çarpıcı analizlerde bulundu: 'Bana gelen mektuplarda bana olan sevgilerinden söz ediyorlar. Öyle salt sevgiyi önemli bulmuyorum, bu geliştirmez. Ben küçüklüğümden beri de bu sevgi tarzına karşıydım. Bu sevgi tarzını kabul etmedim. Salt sevgi, anlamaya dayanmayan sevgi içgüdüseldir. Anne sevgisi de içgüdüye dayalıdır. Anne sevgisini önemli buluyorum ama sevgi sadece içgüdüye dayanmamalı. Hayvanlar da içgüdüye dayalı olarak birbirini seviyorlar. Bir kuş bile annelik güdüsüne sahiptir, yavrularını içgüdüsel olarak sever. Sevgi anlamaya dayanmalıdır, anlamaya dayalı olursa anlamlıdır. Ben de anlamlı sevgi diyorum. Beni anlıyorsanız, benim fikirlerimi anlıyorsanız bu benim için önemlidir. Beni sevmek benim fikirlerimi anlamaktan geçer. Beni anlıyorsanız, anlamaya çalışıyorsanız, kavrıyorsunuz bu çok anlamlı olur. Sevgi, anlamaya dayalı olmalıdır, anlama nedir? Bu da felsefeye girer. Felsefe nasıl yapılır, nasıl öğrenilir, bunun için de sosyolojiyi çok okumak gerekir, her şeyin de tarihini bilmek gerekir. Sosyolojiyi tarihi perspektiften, felsefeyi tarihi bir perspektiften okumak gerekir, her şeyi tarih penceresinden bilmek gerekir. Bugünü anlamak tarihi çok iyi bilmekten geçer. Yol arkadaşlığına, anlamaya dayalı sevgi anlamlıdır. Kadınlar bunu başarabilirlerse o zaman kadın olarak da, tanrıça olarak da, aşk öğesi olarak da insan olarak da sevilebilir. Anadolu'da Kıbela (Kibele), Mezopotamya'da İnanna, İştar, Star mitolojide Tanrıça kadınları temsil ediyor.' |