CAYBURG.COM
Cevapla
Sinirlenince Bu Öyküyü Hatırlayın.... Bu konu 191 defa okundu ve 18 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 07.04.2008, 15:24   #1
Bayan MyLove
Bayan Yönetici
Post Sinirlenince Bu Öyküyü Hatırlayın....


Konuyu nereye açacagımı bulamadım..Sonunda en uygun yerin bura olduguna karar verdim..



Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, “Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.” demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: “Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?” Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş...Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın. Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden önce durun ve düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.
MyLove isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
MyLove Kullanicisinin Bu mesaj'ina 9 üye tesekküpr etti:
Alt 08.04.2008, 18:58   #2
Bayan © Sarya
Site Koordinatör
Standart


Payla$imin için te$ekür ederim MyLove. Ders alinacak dramatik bir hikaye, dilerimki herkes bu ve buna benzer ders çikarilacak hikayeleri kulagina küphe yapar.
Sarya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sarya, Tesekkür Edenler:
Alt 09.04.2008, 17:01   #3
Bayan MyLove
Bayan Yönetici
Standart

İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden önce durun ve düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.

Rica ederim sarya ne demek..Kesinlikle herşeye karşı sabırlı olmak,sinirlenmemek,bu fani dünyada gerekli,gereksiz kalp kırmamak gerekiyor ama ne derece başarılı olabiliyoruz..
MyLove isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
MyLove, Tesekkür Edenler:
Alt 13.04.2008, 15:11   #4
Bayan ANGEL14
Gold Members
Standart

Teşekkürler
ANGEL14 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ANGEL14, Tesekkür Edenler:
Alt 15.04.2008, 00:08   #5
Bay kontjuan
Silver Members
Standart

hikaye süper ibret verici.
kontjuan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
kontjuan Kullanicisinin Bu mesaj'ina 2 üye tesekküpr etti:
Alt 28.04.2008, 16:49   #6
Bayan akarsu
Bronze Members
Standart

Gerçekten Ders Alınması Gereken Bi Olay.etrafımız öfkesine Hakim Olmayı Bir Türlü Beceremeyen Insanlarla Dolmaya Başladı.dikkat Etmek Gerekiyor Gerçekten.
akarsu isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
akarsu Kullanicisinin Bu mesaj'ina 2 üye tesekküpr etti:
Alt 27.05.2008, 11:06   #7
Bay buseylem
Silver Members
Standart

paylaşım için teşekkürler....
buseylem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.05.2008, 20:03   #8
Bay alperen_0044
Silver Members
Standart

çocuğun o sorusu gözlerimi yaşarttı düşündüedüğün için teşekkürler
alperen_0044 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.05.2008, 20:06   #9
Bay alperen_0044
Silver Members
Standart

Arkadaşlar sadece hikayelerimizi paylaşabileceğimiz bi yer varmı yada böyle bir çalışma düşünüyormusunuz
alperen_0044 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.05.2008, 20:07   #10
Bay alperen_0044
Silver Members
Standart

YÜKSEK DAĞLARIN KIZI NEFİN


Hazar Denizi’nden esen rüzgar dağların yamaçlarındaki huş ağaçlarının yapraklarını köy evlerinin bahçelerine döküyordu. Elindeki parmakları kırık tırmıkla onları toplamaya çalışan küçük Nefin babasının sesiyle irkildi.

-O yapraklara fazla basma. Günahtır. Topladıklarını da çitlerin kenarına yığ kimse çiğnemesin.

Elindeki tırmığı daha itinalı çekmeye başladı Nefin. Evdeki anne babasının bir konuşmasında huş ağacı hakkında bazı inanışlar duymuştu. Babası ‘’ bu ağacın yaprakları rüzgarda sakin sakin sallandığı için rahatlatıcı bir ses çıkarır. Onun için huş adı verilmiştir. Ağaç beyaz görünümdedir. İnsanı dinlendirir.Ruslar cadıları, kötü ruhları kovmak için bu ağacın dallarını ve yapraklarını kullanmışlardır.Nazara iyi geldiğine inanılır.’’ Diye söylemişti. Demek ki bu sevgi oradan gelmekteydi.

Güz geldiği zaman bütün köy yaprak toplar. Bazıları yem olarak kullanır , bazıları kerpiç yapımında bu yaprakları toprağa katarak tuğla yapımında kullanırlardı.Soğuk hava ağaç yapraklarını tamamen dökmüş,ağaçlardaki kuş yuvaları açığa çıkmıştı.Her ağaçta en az iki kuş yuvası vardı. Şimdi kuşlar sıcak ülkelere gitmiş ağaç dalları öksüz kalmıştı sanki. Arada bir buraların simgesi olan kartallar huş ağaçlarının yüksek dallarına konuyor, bizler sizleri unutmadık diyorlardı.

Uzun kış geceleri insanları evlerine hapsetmiş, hayvanı olan hayvanları ile ilgileniyor, yazın hazırladıkları otları ve çalıları yediriyorlardı. Uzun kış günleri köyde yaşayanların yanaklarını al al yapar ve kar onları daha da dayanıklı hale getirirdi.

Nefin on üçünü bitirmiş on dördüne ayak basmış olgunlaşmıştı görünürde. Kara saçları örgülü bir kızdı artık. Bazen evin duvarındaki sırları dökülmüş aynanın karşısına geçer, saçlarına sabun sürerek tarardı.Esmer yüzü,beline kadar uzanan saçları ile bir Kızıldereli kızına benzetilirdi.

Köy yerinde zaman zor geçerdi hep. Komşularla baharın gelişini nasıl kutlayacakları kararlaştırılırdı günlerce gençler arasında. Her bahar Nevruzun daha hareketli geçirilmesi için kararlar alınırdı.

Mart ayının ilk günlerinin gelmesiyle ağaçlarda tomurcuklar oluşmaya başlamış, kuş sesleri dağların yamaçlarında yankılanarak çoğalmıştı. Nevruz gelip çatmıştı. Uzun çalılar yapılmış,üzerlerine renk renk bez parçaları asılarak hazırlanmıştı.Erkeklerse ceketlerini ters giymiş,sırtlarında evlerden alacakları yiyecekleri koyacak torbaları vardı.Köyü dolaşacaklardı.Güzel bir eğlence hazırlığı yapılmıştı. Nefin o gece hiç uyumadı. Yarınki eğlencede, görünce iç geçirdiği sevdalısı Gaydar da yanında olacağı için içi içine sığmıyordu. Sabahleyin renk renk elbiseleriyle kızlar, ters ceketleriyle erkekler köy meydanında toplandılar . Hep bir ağızdan:

‘’Bu evler güzel evler
İçinde altın çiviler
Assalamu aleyküm
Günaydın size
Nevruz gününüz mübarek olsun
Şatman, şatman.

Söyleyerek yürüdüler. Her uğradıkları evden un, şeker, yağ çerez alıyorlar, torbalarına dolduruyorlardı. Toplanan bu yiyecekler köy evlerinden birinde lokum, bişi ve kaymaklı ekmek yapılarak topluca yenilirdi Nefin arkadaşlarıyla mahalle aralarında dolaşırken bir ara Gaydar’ın elini tuttu ve sıkıca bastırdı parmaklarını. Avucu avucunda eridi sanki.Yanındakiler Nefin’in bu hareketini ve gözlerindeki sevinci şaşkın şaşkın izlediler.

Haber Nefin’in evine tez ulaştı. Eve varılmamıştı daha. Kapının önünde anası karşıladı onu.

-Baban çok kızgın Nefin. Aşağıdan al olur mu?

Önce bir şey anlamadı. Sonra törende yaptıkları geldi aklına.

-Olur ana. dedi.

Bir yaralı ceylan gibi anasının koltuğu altında odaya girdi. Babasının yüzüne nasıl bakacağını düşünmüş olacak ki başını önüne eğdi.

Babası:

-Ben sana bir şey demem Nefin. Yabancı birinin elini eline aldığın için seni vermem gerekir Gaydar’a. Eğer vermezsem köy içine çıkamam. Çok sevdiği halde içine bir hüzün çöktü sanki.

Birkaç ay içinde hazırlıklar yapıldı ve gencecik Nefin ile Gaydar evlendi.

Çok güzel olan aylar çabuk geçti. Hamile kalmış, hamileliği çok zor geçmişti. Evlendiği genç köy çobanıydı.Fazla evine gelemiyor, onunla ilgilenemiyordu. Kışın hayvan yemliyor, yazın dağlarda koyun güdüyordu. Çocuğun doğumundan sonra hayat daha çok yaşanmaz olmuştu. Baba evinden getirdiği şehir bezleri de tükenmişti.

Bahar mevsiminin son aylarında komşularındaki bir sohbet esnasında kadın kadına otururken konuşma arasında; Dağıstan’dan bazı kadınların uzak olmayan bir ülkeye gidip orada çalışarak çok çok para kazandıklarını duymuştu. ‘’bende gitsem mi’’diye düşündü Nefin. Bir türlü karar veremedi. Ev büyükleriyle konuştu. Zor ikna etti onları.

Birkaç eski otobüsün kalktığı otogardan hareket ettiklerinde yollar uzamaya gideceği yer kısalmaya başlamıştı. Sınır kapısına geldiklerinde pasaport işlemleri için arabadan inmişlerdi. Üzerinde düğününde giydiği elbiseler vardı. Birden sınırın karşı tarafına gözleri kaydı. Orada siyah paltolarıyla bekleyen birkaç kişiye takıldı gözleri. İçlerinden sarı saçlı olanı sanki eliyle işaret ediyordu Nefin’i İşlemleri bittikten sonra arabalarına bindiler.. Sınırı geçince arabalarının peşine bir siyah araç takılmıştı.Bir ilçede yemek yerken yanlarına gelmişler,adres alıp vermişlerdi. Nefin ….İlçesinde bir lokantada çalışacak, eline iyi bir para geçecekti. Otobüstekiler ilçe ilçe azalmaya başlamışlardı. Daha büyük şehirlere varamadan küçük ilçelere dağılmışlardı.

Nefin küçücük bir ilçenin küçük bir lokantasında işe başladı. Hep değişik yemekler yapar, müşterilere servisini kendi götürürdü. Bazen cilve yaptığı da olurdu. Elinden her iş geliyordu. Marangoz atölyesinde bile planya kullanıyordu. En çok arı kovanı yapmayı seviyordu. İçine giren arılara benzetirdi kendini. Evleriydi arıların, emek verdiği yuvalarıydı. Oysa o yavrusundan ayrılmış bir ceylandı. Beş katlı bir evin teras katına yerleşmişti geldiğinde. Evinde bir çekyat ve birkaç eşyadan başka bir şey yoktu. Ama evine geldiğinde rahatlığı burada bulurdu hep.

Günler günleri kovaladı. Aradan sekiz ay gibi bir zaman geçmişti. Kazandığı paraları memleketine gönderir, kalanlarını da dolar yaptırmıştı. Bu paraları kazanmak kolay olmamıştı. Bazen peynir tüccarlarının mezesi olmuş, bazen bir çift öküzünü satan kişilerin parası bitene kadar dostu olmuştu.

Yine baharın gelmesiyle eski günleri aklına geldi. Gaydar’la el ele tutuştuğu günler. Çok özlemişti çocuğunu, ülkesini ve Gaydar’ı. Gitmek istediğini söylediğinde patronunun yüzü gerilmiş, birkaç ay daha kalmasını istemişti. Oysa o kalmayı düşünmüyordu. Bir ay geçmesine rağmen aylığını alamamış. Yüzde bulamamıştı. Gideceği günün özlemiyle yanıyordu içi. Evine döndüğünde içinde bir hüzün vardı sanki. Birkaç gündür biriken çamaşırlarını naylon leğeninin içine bastırdı. Kanepenin üzerine uzandı. Biran hayalleri canlandı gözlerinde birer birer. Kalkıp çamaşırlarını yıkadı. Arka balkona asmaya çıktı. Yüksek binanın bu balkonundan çok korkardı. Aşağıdakiler küçücük görünürdü oradan. Entarisini telefon kablosundan yapılmış ipe asmak için elini uzattı, tutunmak istedi ama güneşten yanmış kablo kayıverdi sanki elinden. Büyük bir acı hissetti yüreğinde. Biran gezdiği nevruz günleri geldi aklına.

‘’Benim hastalığım ateşe
Sağlık benim canıma
Koy sağlık olsun
Koy ateş güçlensin
Koy günler ılık olsun,
Kuraklık olmasın
Hata bela uzak olsun
Koy bolluk olsun.’’

Ertesi günü balkonun altında yatan Nefin’i buldular. Özlemleri kalbinde, Bekleyenleri o uzak olmayan ülkede kalmıştı.

alperen_0044 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
alperen_0044, Tesekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
sinirlenince BU YAZIYI OKUYUNUZ! DERSİMLİ KIZ Geyik Muhabbet 72 08.06.2008 13:42

Paylaşmak Özgürlüktür - Arşiv - Yukarı git Web Stats TOPlist
File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Vaylo Yeni Albüm Albüm Paylasim
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192
Powered by vBulletin® Version 3.7.4 ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:08 .